Ekrem İmamoğlu’nun meydan okuyuşu

03.05.2022 medyascope.tv

3 Mayıs 2022’de medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Sara Elif Su Balıkçı hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi bayramlar. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu Karadeniz’de; kendi memleketi Trabzon’a indi ve iner inmez Rize’ye yola çıktı. Rize’nin ilçeleri de dâhil olmak üzere Hopa’ya kadar gidiyor ve sonra dönüyor. Trabzon’da gece kaldıktan sonra yarın Trabzon’da meydana çıkacak.
 
Bugün meydanlara çıktı, onun için de başlığı “meydan okuma” diye koydum. Hele şu görüntülere bakarsanız –Çayeli’ndeki görüntü–, Erdoğan’ın dev portresinin önünde konuşuyor. O hep orada mıydı yoksa İmamoğlu gelecek diye mi astılar bilmiyorum, ama şu hâliyle bile Ekrem İmamoğlu’nun Erdoğan’a memleketinde meydan okuduğunu açık bir şekilde söyleyebiliriz.
 
Zâten çok cüretkâr bir çıkış bu; Erdoğan’ın memleketiyle başlıyor. Daha önce Meral Akşener Rize’ye gittiğinde birtakım provokasyonlar yaşanmıştı. İmamoğlu’nun Rize programı açıklandığı zaman da birtakım tehditvâri çıkışlar oldu; ama ona rağmen İmamoğlu gitti, Rize’yi katetti, oradan Hopa’ya geçti… Sonra dönecek ve yarın Trabzon, esas Trabzon daha gösterişli olacak.
 
Burada, yanında bayağı geniş bir gazeteci grubu var. Birtakım ünlü isimler de var, düne kadar iktidârın yanında olan birtakım isimler de var. Belki hâlâ iktidarla ilişkiyi muhâfaza etmeye çalışan, ama ileriye de yatırım yapmak isteyenler için, İmamoğlu gezisi gerçekten çok akıllıca bir şey. Zâten o resimleri görünce, İmamoğlu’nun gelecekte de Türkiye siyâsetinde etkili olacağını anlıyorsunuz, o kişilerin yatırım yapmasından hareketle.

Medyascope olarak da tâkip ediyoruz ve Ali Macit’le berâber benim oğlum Ali Deniz de orada. Bu sâyede Ali Deniz, babasının memleketini de hayatta ilk kez görmüş olacak, İmamoğlu sâyesinde. Ondan aldığım izlenimlerden hareketle, tahminimin ötesinde bir ilgiyle karşılandığını öğrendim İmamoğlu’nun. Rize’de her ne kadar iktidar yanlıları olayı karartmak için sosyal medyada bir şeyler yapmak isteseler de, Rize gibi bir yerde İmamoğlu’nun kazâsız belâsız bir şekilde, etkili bir şekilde konuşabilmesi, insanlarla el sıkışabilmesi başlı başına önemli bir olay.
 
İmamoğlu, bütün bu gezi boyunca kendini altılı masanın bir neferi olarak tanımlıyor. Vatandaşlardan aday olması yolunda birtakım baskılar, çağrılar var, birçok yerde buna muhatap olmuş, ama kendisi adaylıktan bahsetmiyor, kendini İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı olarak tanımlıyor — ki öyle, ama tabii ki bayram günü memleket ziyâreti diyerek bu siyâsî mitingleri yapması, meydana çıkması, herhalde ileriye yönelik bir yatırım.
 
İstanbul seçimini yeniden kazanmak için değil herhalde; muhtemelen altılı masanın adayı olmak, altılı masadan çıkartılacak adayın kendisi olmasını ve aday gösterilirse de kazanmayı düşünüyor ve bu anlamda bir meydan okuyuş içerisinde. Dolayısıyla, buradaki meydan okuyuş tabii ki öncelikle Tayyip Erdoğan’a; ama aynı zamanda diğer aday adaylarına da oluyor.
 
Çok akıllıca bir şey yaptı bence. Bayram gibi, siyâsetin doğal olarak ölü uykusuna yattığı, herkesin bayram ziyâretlerinde olduğu bir zamanda, meydanın iyice boş olduğu bir yerde o meydanı doldurdu, dolduruyor. O anlamıyla akıllıca. Bir diğer husus, tabii ki memleket ziyâreti yapıyor, bayramlaşma yapıyor; mâzereti de var ya da nasıl diyeyim, meşrûiyeti de var. Sorarlarsa, “Memleketime gittim” diyor; ama daha önceki ziyâretleri böyle olmamıştı. Bu seferki ziyâretini siyâsî bir yatırım olarak değerlendirmek hiç abartılı olmaz; ama bayramlaşmaya gittiğini söyleyerek çok rahat bir şekilde istemediği siyâsî polemiklerin dışına çıkabilir.

Bir diğer şansı, tabii ki 38 sene sonra Trabzonspor’un şampiyon olması. Kendisi Trabzonspor’a bayağı bağlı birisi. Daha önce yöneticilik yapmış birisi ve diğer kulüplerin taraftarlarını rahatsız etme riskini de göze alarak Trabzonspor’un şampiyonluğuna çok açık bir şekilde sevinmiş birisi ve yarınki Trabzon buluşması o anlamda çok daha çarpıcı olacağa benziyor.

İmamoğlu bunu yaparken, bir diğer önde gelen isim, Mansur Yavaş ne yapıyor? Bugün böyle bir denk gelme var. Bugün 3 Mayıs Türkçüler günü. Hem Dünya Basın Özgürlüğü günü, hem de Türkçüler günü. 1944 yargılamalarından hareketle yapılan bir şey, çok ideolojik bir duruş ve Mansur Yavaş onu kutladı bugün. Normal tabii kutlaması; ama sosyal medyada yaptığı bir paylaşımın görseli başlı başına çarpıcı ve özellikle Mansur Yavaş’ın Türk milliyetçilerinin oylarını alması dışında, özellikle Kürtlerden alıp alamayacağı sorusu hâlâ masadayken çok anlamlı oldu.

Bugün İsmail Saymaz Metropoll’ün son anketini paylaştı. Burada Erdoğan’a karşı en başarılı kişi Mansur Yavaş gözüküyor — ilk turda ve ikinci turda. Daha sonra Ekrem İmamoğlu, daha sonra Meral Akşener ve Kemal Kılıçdaroğlu diye devam ediyor. Orada ama görüyoruz ki HDP’nin hatırı sayılır bir oyu var. Yüzde 10’u aşkın bir oyu var. Dolayısıyla ilk turda kimsenin kazanamayacağı, yüzde 50+1 oyu alamayacağı anlaşılıyor ve dönüp dolaşıp o hep bildiğimiz olaya geliyoruz. İkinci turun kaderini, dolayısıyla Türkiye’nin kaderini ilk iki sıraya kalamayan adaylara oy vermiş seçmen belirleyecek.

Özellikle de, burada baktığımız zaman HDP seçmeni belirleyecek. HDP seçmeninin Ekrem İmamoğlu’yla çok ciddî bir sorunu olduğu kanısında değilim. Şu âna kadar Ekrem İmamoğlu o konuda, HDP seçmeninin gönlünü hoş etme, onlarla sıcak bir ilişki kurma konusunda her türlü fırsatı sonuna kadar değerlendirdi. Bir anlamda da orada, tabii bunu sadece bir yatırım olarak görmek haksızlık olabilir; ama bunun aynı zamanda bir yatırım olduğunu da aday olması durumunda cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik bir yatırım olduğunu da söylemek herhalde yanlış olmayacak.

Şimdi, Mansur Yavaş siyâsetten uzak durmaya çalışıyor, siyâsî toplara girmemeye çalışıyor; ama bu kadar katı ideolojik bir günde, tabii ki kendi içinden geldiği bir hareketin önemli bir günü olduğu için böyle bir paylaşım yapıyor ve bu anlamda da zâten kendisine oy vereceğini düşündüğümüz kişilerle bir tür güven tâzelemesi yapıyor; ama kendisine oy vermede tereddütlü olan kişilerin gönlünü kazanabilmek için herhalde iyi bir malzeme olmayacak.

Bu riskli bir şeydi, ama bu riski aldı, diyecek bir şey yok. Ekrem İmamoğlu da kolayını yaptı aslında, memleketine gitti. Zâten kendisine memleketinde belli bir ilgi var, bu ilginin arttığını söylemek hiç şaşırtıcı olmaz. Özellikle de hâla belediyede kalabilmesi… Erdoğan’ın bu kadar kendisini hedef almasına rağmen ayakta kalabilmesi ve bunu yaparken de siyâsî mesajları ısrarla dile getirmesi.

Meselâ Karadeniz gezisinde, İstanbul seçimini almasında kilit rol oynayan “Her şey çok güzel olacak” sloganını ısrarla vurguladığını söylüyorlar. Geleceğe yönelik mesajlar verdiğini söylüyorlar. Bugünü değil, daha çok geleceği anlattığını söylüyorlar ve tabii ki bütün bunları Erdoğan’ın memleketinde yaparak çok riskli bir şey yapıyor; ama biliyoruz ki risk almadan bu işler olmuyor. Dolayısıyla İmamoğlu’nun bu gezisini bir meydan okuma olarak görmek hiç şaşırtıcı olmaz; ama Erdoğan’a meydan okuması bir yere kadar, fakat altılı masada diğer adaylara dolaylı olarak meydan okuması pozitif bir sonuca yol açmayabilir.
 
Yani, İmamoğlu’nun bu kadar kendi başına siyâsî bir pozisyon alması, mitingler düzenlemesi, meydanlara çıkması altılı masada bazı rahatsızlıkları, özellikle Kemal Kılıçdaroğlu’nda yaratabilir. Muhtemelen Kemal Kılıçdaroğlu’nun bilgisi dâhilinde gitmiştir, bunu özellikle vurguluyor zâten birçok yerde, birçok faaliyetinde; ama Kemal Kılıçdaroğlu’nun bilgisi dâhilinde olması, orada yaptığı her konuşmanın, kurduğu her temâsın Kılıçdaroğlu’nun bilgisi ve onayıyla olduğu anlamına gelmiyor.

Oraya tabii ki Kılıçdaroğlu’nun bilgisiyle gidiyor, ama Ekrem İmamoğlu olarak gidiyor ve orada bir meydan okuyuşu sergiliyor. Şunu özellikle vurgulamak lâzım: Bâzı vatandaşlar bundan çok rahatsız. Türkiye’de siyâsette çok ciddî bir Karadeniz, özellikle Doğu Karadeniz etkisi var. Örneğin Trabzonspor’un şampiyon olduğu maçta, AKP iktidârının önde gelen çok sayıda ismi oradaydı, selfie çektiler. Süleyman Soylu, Mustafa Varank gibi, Ulaştırma Bakanı gibi…

Orada da görüyoruz ki Karadenizli, Trabzonlu ve Rizeli, özellikle AKP iktidârında –zâten Erdoğan’ın kendisi oralı– çok güçlü; ama bu sâdece AKP’ye özgü bir şey değil; Türkiye’de özellikle büyük şehirlerde Doğu Karadeniz’in çok ciddî bir etkisi var— Trabzon’un ve Rize’nin. Bizim Hopa ve Artvin’in diğer ilçelerinin çok fazla etkili olduğunu söylemek mümkün değil maalesef.
 
Dolayısıyla, Ekrem İmamoğlu’nun Doğu Karadeniz gezisi tüm Türkiye’ye yönelik mesajları da çok ciddî bir şekilde içeriyor. Orada göreceği ilgi, Erdoğan’ın kalesinde Erdoğan’a meydan okuyabilmesi, tereddütlü seçmenin kafasının berraklaşmasına daha fazla yardımcı olabilir.

Yarın, “Adını Koyalım”da tam da bu konuları konuşacağız. Burak Bilgehan Özpek, Ayşe Çavdar ve Kemal Can’la, Ekrem İmamoğlu’nun sâhaya inmesiyle beraber, muhâlefetin adaylarının performanslarını yarın değerlendireceğiz. Onu da izlemenizi öneririm. Tekrar iyi bayramlar diliyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
22.05.2022 İslamcılar Atatürkçüleri yenip Atatürk’e yenildiler
18.05.2022 Transatlantik: Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine itirazı, SADAT tartışması Vaşington'da nasıl yankılanıyor, Rusya-Ukrayna savaşında son durum
18.05.2022 Adını Koyalım (54): Türkiye seçimlere güvenli bir ortamda gidebilecek mi?
17.05.2022 Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini veto kararından döner mi? Cengiz Çandar ile söyleşi
16.05.2022 Hızlı ve Kısa Yorum (19): Seçim güvenliği konusundaki kaygılar – Ne yapılabilir?
15.05.2022 “Muhalefet ne kadar güçlü olursa Erdoğan’ın kazanma şansı daha da artar” mı sahiden?
13.05.2022 Haftaya Bakış (114): CHP’nin SADAT baskını – Kaftancıoğlu’na siyâset yasağı – Sığınmacılar tartışması
12.05.2022 Hızlı ve Kısa Yorum (18): Canan Kaftancıoğlu’na siyâsî yasak: Erdoğan’ın bükemediği bileği yargı kırabilecek mi?
12.05.2022 Ahmet Çakarlar bize ne anlatıyor?
11.05.2022 Adını Koyalım (53): Muhalefet seçmeninin kaygı ve beklentileri
22.05.2022 İslamcılar Atatürkçüleri yenip Atatürk’e yenildiler
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
17.08.2021 Y a-t-il un avenir pour l’Afghanistan? Entretien avec Olivier Roy
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı