Siyasetçilerin özel hayatı var mıdır?

29.03.2026 medyascope.tv

29 Mart 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi pazarlar. Uşak Belediye Başkanı Cumhuriyet Halk Partili Özkan Yalım'ın Ankara'da bir otel odasında gözaltına alınması ve gözaltına alınma görüntülerinin devlet tarafından iktidar yanlısı medyaya servis edilmesi, hepsi birlikte bir tartışmayı tetikledi. Çok önemli bir konu aslında bu. Çok hassas ve önemli bir konu. İşin içerisinde tabii ki esas suçlama yolsuzluk suçlaması; fakat burada iktidar medyası, devlet polis kamerasından alınan görüntüler aracılığıyla Özkan Yalım'ın 21 yaşında bir belediye çalışanıyla Ankara'daki otel odasında birlikte olması üzerinden çok yoğun bir kampanya yürütüyorlar ve burada işin içerisine tabii ki özel hayat, özel hayatın mahremiyeti, gizliliği gibi hususlar giriyor. Hassas bir konu ama çok önemli bir konu.
Bu olayı görünce aklıma birbirinden farklı birçok şey geldi. Bir kere bu görüntü servis edilmesi bana 28 Şubat sürecinde Aczimendilerin lideri Müslüm Gündüz'ün Fadime Şahin adlı kadınla bir evde polis tarafından basılmasını hatırlattı. Orada da aynı şekilde bu baskın yapılıp ondan sonra medyaya servis edilmişti. Tabii orada taraflar farklıydı ve bunun üzerinden bir 28 Şubat'ın meşrulaştırılması yapılmıştı. Bir bu var tabii ki. Bir diğer husus, yıllar önce İstanbul'da yaşanan İSKİ skandalı diye bilinen olay; o, bunun kadar görüntü ağırlıklı değildi ama özel hayat meselesiydi. İSKİ Genel Müdürü Ergun Göknel bir evlilik dışı ilişki yaşıyor ve karısının ihbarı üzerine yolsuzluktan tutuklandı ve o olay, o dönem merkez sol Sosyal Demokrat Halkçı Parti’ydi o dönem İstanbul Belediyesi, ardından uzun bir süre, 2019’a kadar İstanbul'da kazanamamasının yolunu açtı, öyle söyleyelim. Çok büyük iz bıraktı.
Bir diğer hatırlattığı husus tabii ki Deniz Baykal kaseti meselesi ve MHP'li çok sayıda üst düzey yönetici hakkındaki kasetler. O zaman kasetler deniyordu bunlara. Bunlar birbirine yakın zamanlarda gizlice kaydedilip servis edilenlerdi. Orada bir fark var tabii. Burada hiç öyle gizli mizli yok: Devlet her operasyonda olduğu gibi kameraya alıyor; operasyonların usulüne göre yapıldığını kanıtlamak için alınıyor ama orada tabii ki bunu başka bir amaç için daha anında servis ettiler ve bu da gösteriyor ki bu olay önceden güvenlik güçleri ve yargı tarafından tasarlanılmış bir operasyon. Bütün bunlar hazırlanılmış belli ki, bunu görüyoruz.
Neden böyle oluyor? Biliyoruz ki CHP'ye zaten hep operasyonlar oluyor; en son Bolu'da olmuştu. Ama bunun bu şekilde köpürtülmesinde, işin içerisine özel hayat, evlilik dışı ilişki gibi boyutlar katılıp köpürtülmesinde gündemin bir süredir CHP tarafından Akın Gürlek'in mal varlığı üzerinden yürüyor olmasının kesinlikle bence etkisi var. Böyle bir dönemde, böyle bir anda bunu yaparak bir anlamda dikkatleri başka yere çekmiş oldular. Zaten Akın Gürlek olayı hak ettiği kadar büyük ilgi görmüyordu çünkü iktidar medyası zaten kapalı ve iktidar medyasında olmayan bazı isimler de "Ya ne var bunda?" demeye başlamışlardı. Ama yine de iktidarı çok zorlayan bir şeydi, özellikle de Akın Gürlek'i zorlayan bir şeydi. Şimdi bunun bir tür cevabı oldu, ben bunu böyle görüyorum.
Şimdi burada başka hususlar da var tabii ki; o da, özel hayat meselesi ne derece olur? Siyasetçinin özel hayatı var mıdır? Tabii ki vardır, herkesin vardır ama siyasetçi herhalde özel hayatında kamusal bir figür olduğu için ve hele belediye başkanı ya da milletvekili ise, halkın oyuyla oralara geliyorsa, onlara karşı ayrı bir sorumluluğu varsa bu konuda özel olarak çok daha dikkatli olması gerekiyor. Şimdi Özkan Yalım 57 ya da 59 yaşında, yani 60'ına az kalmış birisi. Üç dönem milletvekilliği yapmış; yani bayağı bir erken başlamış, belli ki çekirdekten siyasetçi. Üç dönem milletvekilliği yapmış, sonra 2024'te Uşak Belediye Başkanı seçilmiş birisi, yani çok deneyimli birisi. Yani böyle yeni gelmiş birisi değil, üç dönem milletvekilliği çok önemli ve bunu yapıyor. Bunu derken neyi yapıyor? ‘‘Burada yanlış ne?’’ diye sorabilirsiniz; burada yanlış çok, burada yanlış çok. Bunu açıkçası bu yayını yapmadan önce düşündüm; "Aman muhalefete toz kondurmayalım, görmezden gelelim." diyecek olan insanlar kesin bundan rahatsız olacaktır ama hiç umurumda değil çünkü yapılan çok yanlış. Birçok açıdan çok yanlış.
Bir kere özellikle şunu vurgulamak istiyorum: İnsanlar özel hayatında serbest olabilirler; rızaya dayalı ilişkiler, karşılıklı rıza varsa insanlar istediklerini yapabilirler, tamam; ama bir belediye başkanı kendisinin yarısı kadar bile yaşı olmayan 21 yaşında bir belediye çalışanıyla birlikte olamaz, hiçbir şekilde olamaz. Bu sadece belediye başkanı için geçerli değil, her meslek için de bence bu geçerlidir çünkü burada bir tahakküm ilişkisi var. Siz belediye başkanı olarak genç bir kadına yaklaşamazsınız, çalışanınıza. Başka bir yerde başkasıyla istediğini yapar, o çok da fazla açıkçası benim umurumda değil. Ama belediye çalışanına, kendi çalışanınıza... Yani bu hiçbir şekilde "İki gönül bir olmuş" basitliğiyle bakılabilecek bir olay değil. Burada bir iktidar ilişkisi var. Ve sonuçta bu yaşanan olaydan tabii ki Özkan Yalım'ın ailesi ve bildiğim kadarıyla üç çocuğu, bunlar çok kötü bir şekilde etkilendi. Partisi çok kötü bir şekilde etkilendi ama o oteldeki genç kadın da çok kötü bir şekilde etkilendi ve bunun da sorumlusu bu kişi. Yani ne açıklama yapar, nasıl açıklama yapar bilmiyorum. Şimdi bu konuda Özgür Özel'i bir dinleyelim; dün Çanakkale'de tam da bu noktayı söyledi, ondan sonra devam edelim.
Özgür Özel: "Ben utandım o görüntüler adına, ben özür diliyorum milletimden bu rezillikler olduğu için ve maalesef bu kadar kirli bir savaşta bunlara bu rezilliği yapacak bir alan açtığımız için büyük sıkıntı içindeyim. Bunu da Çanakkale'den milletime söyleyeyim."
Evet, ne diyor? "Böyle kirli bir savaşta böyle bir alan açtık." diyor. Şimdi bu da işin bir başka boyutu. Yani bu kadar kritik bir dönemde siz bunu yaparak Silivri'de yargılanan arkadaşlarınıza, Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanları ile belediye çalışanlarına da ihanet ediyorsunuz ya da onların ailelerine, yakınlarına. Yani bir tarihten itibaren bir şey başladı, Türkiye'nin bir başka gündemi başladı ve siz böyle bir dönemde gündemin bambaşka bir yere taşınmasına, bu kirli savaşa bir malzeme veriyorsunuz. Bu kadar deneyimli bir siyasetçinin bunu yapabilmiş olması açıkçası çok anlamsız ya da anlamlı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu anlamda kendini iyice gözden geçirmesi gerekiyor diyeceğim ama çok da fazla artık yapacak bir şey yok. Onun için bunu özellikle vurgulamak lazım. Yani işte tamam, bunun servis edilmesi yanlış ki Özgür Özel bu konuyu ciddi bir şekilde vurguladı; iktidar bunu yaparak yanlış yaptı, tamam. Ama zaten bütün operasyonlar, bütün tutuklamalar, gazeteci tutuklamaları vesaire hepsi zaten yanlış, zaten hepsi hukuka aykırı. Sonuçta Özgür Özel'in dediği gibi kirli bir savaş var; bunu bilip bir mücadele veriliyor, 19 Mart'tan bu yana CHP'nin yaptığı bu zaten. Dolayısıyla yani burada eleştirileri birisini ötekisini önceleyecek şekilde yapmak ve bir diğerini geride bırakmak yerine dengeli bir şekilde yapabilmek lazım. Şimdi tekrar dün yine Özgür Özel'in söylediklerinden kısa bir bölüm dinleyelim ve sonra bitirelim.
Özgür Özel: "Ailesine karşı sorumludur, partimize karşı sorumludur. Biz de Uşak halkına karşı sorumluyuz. O konuda sorumluluğumuz neyi gerektiriyorsa yaparız. Ama başka bir şey görün: Devletin polis kamerası kapıya gitmiş, içeriye girmiş. O görüntüler devlete emanet, milletin özel hayatı devlete emanet. O görüntüler birkaç saat içinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı emrinde toplanan o görüntüler birkaç saat içinde AK Parti'nin, hani Sovyet rejiminde Pravda var ya devletin gazetesi, AK Parti rejiminin Pravdası Sabah gazetesinde; hem de büyük bir utanmazlık içinde. Büyük bir utanmazlık içinde ve bugün bütün basınlarında, dün buzlayanlar bugün görüntüleri buzlamadan ve hiç şunu düşünmeden; oradaki herkesin bir ailesi, annesi, babası, evladı var. Oradaki evlat da birisinin evladı. Orada kime ne yanlış yapıldıysa o konuda üstüme, partime hangi etik sorumluluk düşüyorsa hepsini üstlenmeye, gereğini yapmaya hazırım."
Evet, söylediği çok önemli. Orada çok kişinin hayatı söz konusu, çok aile, çok çocuk söz konusu. Burada yapılan çok büyük bir sorumsuzluk var ama bu sorumsuzluğu, bu kötülüğü zaten biliyoruz. Bir de bu kötülüğe bu alanın açılabilmesi var. Ve bu anlamda Özgür Özel'in söylediği "Gereği neyse yapacağız." dediği şeyin ne olduğunu açıkçası merak ediyorum. Ne yapacaklar, nasıl değerlendirecekler ve bu herhalde bir de ders olur. Yani bir yıl geçti 19 Mart'tan bu yana, bir yılı da aştı. Neler yaşadı insanlar, neler yaşıyor insanlar ve projektörlerin üzerinde olduğunu bile bile; çünkü bütün belediye başkanları, CHP'nin bütün belediye başkanlarının başına her an bir şey gelebilir, bunu biliyoruz. Bunu bile bile hesapta deneyimli bir belediye başkanı kalkıp böyle bir şey yapıyor. Ve bakalım pazartesi günü Silivri'de insanlar bunu nasıl taşıyacaklar, aileler nasıl taşıyacaklar? Konuyu, esas gündemi saptırmak için iktidarın eline hediye edilmiş bir şey bu. Tekrar söylüyorum; bir yöneticinin, bir belediye başkanının kendisinin çok altında, yaşça çok küçük birisini ilişki için... İlişkileri nedir bilmiyorum ama bir otel odasında kalamaz baş başa, böyle bir şey olamaz. Bunun hiçbir açıklaması olduğunu düşünmüyorum ve Özgür Özel'in dediği gibi, onun yerine yine utanmak bize düşüyor.
Neyse, burada bunu noktalayalım ve bugünün ithafı; özel hayat denince yıllar boyu özel hayatını gizlemiş bir isim Rock Hudson, herhalde Hollywood sinemasının en bilinen oyuncularındandı bir dönemler. Yakışıklı jön ve aşk filmlerinin, macera filmlerinin en aranan isimlerinden; 50'li 60'lı yıllarda en aranan isimlerinden. Rock Hudson'ın filmlerini seyrediyorduk ve biz, bizim çocukluğumuzda diyelim, TRT'de onun "McMillan ve Karısı" diye bir dizisi de vardı, oradan da biliyoruz. Kendisi yapımcılık da yapmış, bu işten bayağı bir para kazanmış birisi. Ve hayatında en büyük özelliği şuymuş; eşcinselmiş. Biz bunu ölümüne yakın öğrendik ve çok şaşırdığımızı hatırlıyorum. Rock Hudson dünyada ilk AIDS hastalığı çıktığında ve esas olarak AIDS eşcinsellerle irtibatlandırıldığında hasta olduğu ilk ortaya çıkan en meşhur kişilerden birisiydi. 1984'te olmuş bu olay Haziran ayında ve tedavi için bayağı bir uğraşıyor ama sonra başaramıyor ve hayatını kaybetti 1985 Ekim ayında. Bir yıl boyunca hastalıkla mücadele ediyor, AIDS ile mücadele ediyor. Şöyle bir şey oldu tabii, o dönemi yaşayanlar bilir; AIDS acayip bir panik yaratmıştı insanlarda ve eşcinseller, uyuşturucu, özellikle şırıngalı uyuşturucu kullananlar bu hastalığa yakalanıyor dendiği için insanlarda büyük bir panik de olmuştu. Özellikle eşcinsellerden uzak durmak gibi vesaire ama Rock Hudson gibi bir ismin de AIDS'li olduğu ortaya çıkınca belli bir normalleşme de oldu, onu söylemek lazım.
Rock Hudson hayatı boyunca gizlediği, sadece çok yakın çevresinin ve anladığım kadarıyla Hollywood'daki insanların büyük ölçüde bildiği ama bir de hayatı boyunca sürekli ona şantaj yapmışlar bu özel hayatını açıklayacaklarına dair; tabii onun gibi böyle romantik filmlerin jönünün, genç kızların sevgilisi bir ismin eşcinsel olduğunun bilinmesi herhalde onun kariyerini çok ciddi etkilerdi, etkileyebilirdi o yıllarda, 60'lı 70'li yıllarda. Sonunda bununla, hastalığıyla beraber cinsel yönelimini de tüm kamuoyuna açıkladı ve ölümüyle de aslında AIDS konusunda bir bilinçlenmenin, ön yargıları kırmanın da yolunu açtı Rock Hudson. Oyunculuğu çok başarılıydı, tabii profesyoneldi ama benim açımdan en önemli husus; Rock Hudson denince benim kuşağımdaki birçok kişi için de öyledir, onun AIDS’e karşı mücadelesi ve bununla birlikte bu konuda tüm dünyada küresel anlamda duyarlılık, ilgi yaratması. Böyle bir hayrı oldu Rock Hudson'ın. Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
29.03.2026 Siyasetçilerin özel hayatı var mıdır?
29.03.2026 İran savaşı ilk bir ayında bize neler öğretti?
28.03.2026 Trump’ın hükmettiği bir dünyada yaşamak
27.03.2026 Kürt siyasi hareketinde taşlar yerinden oynuyor: “Mekanın sahipleri geliyor”
26.03.2026 Akın Gürlek olayında saflar iyice karıştı
25.03.2026 CHP’nin bağımsız medyaya ihtiyacı var ama işi çok zor
24.03.2026 Fethullahçılar CHP’ye operasyon mu çekiyor?
23.03.2026 Hafta Başı (75): İran savaşında kritik günler | Malvarlığı tartışması sürüyor
23.03.2026 İslam, Otoriterlik ve Geri Kalmışlık: Prof. Ahmet T. Kuru yeni kitabını anlatıyor
23.03.2026 Behlül Özkan ile söyleşi: Trump Hürmüz Boğazı konusunda niçin çark etti?
29.03.2026 Siyasetçilerin özel hayatı var mıdır?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı