Aleviler çözüm sürecine nasıl bakıyor (1): Turgut Öker ile söyleşi

05.09.2026 medyascope.tv

5 Eylül 2026’da medyascope.tv'de yaptığımız söyleşiyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Ruşen Çakır: Merhaba, iyi günler. Çözüm süreci ve Aleviler, çok önemli bir konu. Bir Alevi bildirgesi yayınlandı bir grup aydın tarafından. Bu DEM Parti tarafından şiddetle eleştirildi. Bir tartışma başladı. Sürece Aleviler nasıl bakıyor? Tabii ki tek bir bakış yok. İşte ben de bu konuda Alevi topluluğunun önde gelen bazı isimleriyle birkaç yayın yapmayı düşünüyorum ve bunun ilkini Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu'nun eski başkanı Turgut Öker'le yapıyoruz. Turgut, merhaba.
Turgut Öker: Merhabalar Ruşen.

Ruşen Çakır: Şimdi seninle başlıyoruz çünkü şöyle bir özelliğin de var, bilenler biliyor tabii. Sen 2015 seçimlerinde HDP'den aday oldun ve seçildin. İstanbul’du diye hatırlıyorum. Yanlış değil değil mi?
Turgut Öker: Doğru doğru hatırlıyorsun.

Ruşen Çakır: Haziran seçimleri ama sonra Kasım seçimleri olunca kazanamadın. Dolayısıyla bir Alevi kimliğinle aday gösterilmiştin herhalde o dönemde. Ve şimdiki tartışma seni birinci derecede yakından ilgilendiriyor diye düşünüyorum, iki tarafı da çok iyi bilen birisi olarak. Öncelikle bu tartışma nasıl seyrediyor? Senin sosyal medyadaki bir paylaşımını gördüm. Canın sıkılmış anladığım kadarıyla. Yanılıyor muyum?
Turgut Öker: Tabii ki. O süreci tabii ki yakından takip ettim. Ve ben anımsıyorum, ilk adaylığımızda yine seninle bir ayaküstü program yapmıştık İstanbul'da, ben ilk ayağımın tozuyla Almanya'dan geldiğimde ve arkasından ben o kısa milletvekilliği sonrası bir de iki dönem MYK üyeliği yaptım HDP'de. Ve bu talihsiz açıklamaya konulan Tuncer arkadaşla birlikte görev yaptım. Halklar ve İnançlar Komisyonu’nda yer aldım iki dönem. Dolayısıyla biz Alevi hareketiyle Kürt hareketinin, Alevi toplumuyla Kürt halkının maruz kaldığı baskıların, olumsuzlukların, eşitsizliklerin diyelim ortadan kalkması amacıyla birlikte ciddi mücadele yürüttük. Ve bizim açımızdan Kürt hareketiyle Alevi hareketinin yan yana gelişini biz hep stratejik yan yana gelişi olarak gördük. Yani iki mazlum halkın eşit haklara kavuşma mücadelesinde dayanışması olarak değerlendirdik. Bu kapsamda da tabii ben Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu kimliğimi bırakarak HDP'de o dönem milletvekili oldum. Yani Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu tüm Avrupa'da hem dünyada Alevilerin en kitlesel örgütlenmesi. Yani ikinci bir konfederasyon yok. Yani ben konfederasyon başkanlığını bırakarak geldim HDP'ye. Çünkü o günün koşullarında sizin de bildiğiniz gibi gerçekten bütün toplumsal kesimleri heyecanlandıran bir atmosfer oluşmuştu ve biz de kendi cephemizden, Alevilerin cephesinden o atmosferden yeni bir Türkiye perspektifiyle yerimizi aldık. Ve herkes gibi biz de ciddi katkılar sunduk. Ondan önceki süreçte biliyorsun ayrıntılı. Sonuçta Kürt hareketi kendi adına bağımsız adaylar çıkardığında, parti olarak seçimlere katıldığında ortalama %5 oy alıyordu. Şimdi o süreçte bütün toplumsal kesimlerin de HDP'de bir araya gelişiyle bu oy 13.1'e ulaştı. Yani 3 katı oyu arttı. Bu kapsamda da bu gelişme şöyle bizi talihsiz şekilde üzdü. Yani böyle bir yeni yapılanmanın bütün mazlum halkların, inançların bir araya gelerek birlikte mücadele hattı geliştirmelerine herkes gibi biz de ciddi katkı sunmamızdan dolayı bunun çok günübirlik, yerinde olmayan yani karşılıklı, her kesim açısından söylüyorum yanlış yöne sürüklenmesi, bu bir araya gelişin belli güçler tarafından kendi olumsuz emelleri çerçevesinde değerlendirmeleri bizi tabii ki üzüyor. Bu nedenle de ifade ettiğin gibi dün bir açıklama yaptım, evet. Yani biz Aleviler katıldığımız cemlerde, sen de katıldın biliyorum, sonunda çok fazla dışarıdan bakanların bilmediği bir husus var. Normalde bütün ritüel yerine getirildikten sonra, inançsal hizmetler yerine getirildikten sonra en sonunda bir cem birleme vardır. Yani bu cem birlemede gelmiş geçmiş Alevi toplumuna yani katliam düzeyinde, soykırım düzeyinde, kötülükler düzeyinde sembolleşmiş isimler lanetlenmeden cem birlenmez, cem noktalanmaz. Bu nedenle de Yezidtir, bunun içerisinde Yavuzdur, bunun içerisinde Ebussuud gibi şahıslar lanetlenir. Yani bu, Alevilerin ibadeti içerisinde önemli bir yer tutan ve simgesel de olsa önemli de bir ilkedir Alevilik açısından. Şimdi böyle olunca yani konuya sebep olan Yavuz ile İdris-i Bitlisi ittifakı söz konusu olduğunda, ona göndermeler yapıldığında, o olumlu bir referans gibi öne sürüldüğünde normal Alevi değerlerini bilen her insan buna tepki gösterir.

Ruşen Çakır: Peki, şunu sormak istiyorum. Şimdi o konuya tekrar geleceğiz ayrıca, İdris-i Bitlisi ve Yavuz meselesine. Şöyle önemli bir de bir not var. Sen şimdi Alevi topluluğu ve Kürtler dedin ama bir de Alevi Kürtler var ve bu Alevi Kürtlerin, yani Kürt Alevisi ya da nasıl tabir ediliyorsa, bunların özellikle Kürt hareketinde bayağı bir ağırlığı var. Ben geçen mesela Kandil'e gittiğimde ölümleri yeni açıklanan Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun'un fotoğrafları her yerdeydi. Benim bildiğim onlar Alevi. Değil mi? Yanlışım varsa düzelt. Yani sonuçta o noktanın da önemli olduğunu sanıyorum, katılır mısın? Yani Kürt hareketinin içerisinde de çok ciddi bir Alevi damar var.
Turgut Öker: Tabii ki. Şimdi kendileri de ifade ediyor. Yani bu hareketin bugüne gelişinde... Yani ben yıllardır Avrupa'dayım biliyorsun. Yani oradaki örgütlenme daha da açık olması dolayısıyla çok ciddi bir potansiyelin yani gerek Koçgiri gerek Dersim gerek Erzurum gerek Maraş özellikle, Varto, o çevreden Kürt Alevilerinden ciddi bir katılım söz konusu söylediğin gibi. Yani sonuçta ‘‘Kürtler artı Aleviler’’ kavramı ifade ettiğin gibi çok yerinde değil. İçerisinde ciddi de bir inanç olarak hem Alevi, Kızılbaş hem Kürt olan bir potansiyel var. Bu nedenle de ikisini birbirinden ayırt etmek de o anlamda doğru değil.

Ruşen Çakır: Peki şimdi bu hususa tekrar dönecek olursak, İdris-i Bitlisi ve Yavuz Selim ittifakı meselesi. Şimdi Öcalan'a atfedilen görüşme notlarında bu çıktı ve tartışma da buradan koptu. Senin DEM Parti'de arkadaşların, tanıdıkların var, demin de söyledin. Tuncer Bakırhan'la da beraber çalıştınız vesaire. Onlarla herhalde konuşmuşsundur. Tuncer Bakırhan zaten sonradan bir açıklama da yaptı, o söylediklerini düzeltmeye yönelik. Ne diyorlar? Yani ‘‘Öcalan böyle bir şey söylemedi’’ mi diyorlar? Yoksa ‘‘burada kasıt şudur budur’’ mu deniyor? Nasıl bir tartışma var?
Turgut Öker: Orada da yani farklı pozisyon alan arkadaşlar var. Yani bizleri de arayıp, ‘‘Talihsiz bir açıklama olmuştur. Tuncer'in açıklaması doğru olmamıştır’’ ifadesi kullanan arkadaşlar var, yani yıllarca beraber çalıştığım arkadaşlar içerisinde. Ve daha çok Yavuz-İdris-i Bitlisi ittifakına göndermenin bugünü referans alma, bugünde özlenen bir yan yana geliş olarak tanımlanmadığına dair ifadeler var. Yani o kapsamda Tuncer'le ilgili söyleyeceğim orayı. ‘‘Evet, kendimi çok iyi ifade edemedim. Yanlış bir ifade kullandım.’’ dedi. Bence çok açık bir şekilde yani bir özür bu işi kapatır. Yani ‘‘Amacımın ötesinde bir tanımlama yaptım. Tam da kendimi ifade edemedim’’ diye yapılan açıklamaya ‘‘bundan kaynaklı özür diliyorum’’ denilir. Buna nokta konulur. Diğeri, bu konuda söylediğim gibi yani bir Alevinin, Alevi değerlerine bağlı bir insanın hiçbir koşulda Yavuz-İdris-i Bitlisi ittifakını... Ve o dönemde bütün belgelerde bu var biliyorsunuz. Yani 40 bine yakın Alevinin katliamı söz konusu. Bu nedenle de hiçbir Alevi, Alevi değerlerine bağlı bir insan ‘‘ya olmuşsa da olmuş’’ diyemez. Bir kimliğe mensup olmanın da sorumluluğu vardır. Yani her toplumsal kesime sahip olmanın, onun bir parçası olmanın sorumluluğu olduğu gibi, bağlayıcı değerleri olduğu gibi Alevi olmanın da belli değerleri var. O noktada tabii her toplumsal kesim içerisinde olduğu gibi Aleviler içerisinde de farklı katmanlar var, girişte ifade ettiğin gibi. Bu kapsamda da şimdi yıllardır Alevilerin hiçbir sorununu gündeme getirmeyen, Alevileri ‘‘zındık’’, ‘‘kâfir’’ gören çevreler bir çırpıda Alevi dostu oldular ve gerçekten bu sürece son derece yani olumsuz şekilde yaklaşmaktalar ve Alevi toplumunun samimi duygularını kendi karanlık emellerine alet etmeye çalışıyorlar. Özellikle Türkçü İslamcı faşist kesim. Bu nedenle de yani bugün özellikle de sağduyulu kesimler ve gerçekten bu ülkede yani 50 yıl sonra 40 yıl sonra barışın hayata geçmesini isteyen kesimler olarak bizim bu provokasyonlara fırsat vermememiz gerekir. Yani her koşulda Türkiye'de bütün mazlum halkların barış içerisinde kardeşçe bir arada yaşamasına yönelik adımları güçlendirmemiz gerekiyor.

Ruşen Çakır: Peki bu bağlamda şunu sorabilir miyim? Senin şimdi hâlâ bir ayağın Avrupa'da bir ayağın Türkiye'de. Şu anda Türkiye'desin ama herhalde yeni geldin ve yakında yine gideceksin. Alevi topluluğu bu yaklaşık 20 aydır süren süreci herhalde yakından takip ediyordur. Özellikle Avrupa'dakilerin daha hassas olduğunu düşünüyorum. Tabii farklı farklı görüşler var. Yani Alevi topluluğunda tek bir görüşle tarif etmek mümkün değil. Nasıl bakılıyor sürece ve bu son tartışma Alevilerin sürece bakışını gerçekten etkiledi mi?
Turgut Öker: Şimdi bu barış süreciyle ilgili yani Avrupa Türkiye Alevi örgütlenmesini de aşağı yukarı yakından biliyorsun, izliyorsun. Yani bugüne kadar özellikle son süreçte bilinçli bir şekilde örgütlenilen işte kendisine ‘‘Alevi kurumu yapılanması’’ diyen çevreler var. Onun dışında gerçek anlamda kitleselleşmiş, gerçek anlamda Aleviler içerisinde karşılığı olan örgütlenmeler. Yani işte Avrupa'da bir konfederasyon var biliyorsun. Türkiye'de Pir Sultan Örgütlülüğü, Alevi Kültür Dernekleri ve genel anlamda federasyon çatısı altındaki Alevi kurumların hepsi bu atılan adımları selamladılar, olumlu buldular ve desteklerini de açıkladılar. Ama şimdi bu gelişmeler, geçen de bir yazımda paylaştım; durup dururken birden bu Altan Tan'ı işin içerisine sokarak, işte diğer bu sürece olumsuz yaklaşanların demeçlerinden yola çıkarak, Alevileri son haftalarda izliyorsun, bu tartışmaların merkezine oturtmaya başladılar. Yani normalde aslında şu an doğrudan bu süreçte Alevileri ilgilendiren bir durum söz konusu değilken bir karanlık el Alevileri bu sürecin göbeğine oturtmaya çalışıyor. Yani orada normal olmayan bir şey sezinliyorum ben. Geçmiş tarihlerimizde işte incelediğimizde görüyoruz, durup dururken Alevilere yönelik suni gündemler yaratıldıktan sonra olumsuz şeyler gündeme geliyor. Bu noktada gerçekten her toplumsal kesim dikkatli davranmazsa yani bu sürece dair Alevi toplumunda, atılan adımlar nihayet işte 50 yıllık çatışmalı süreç barışa evrilsin, kan dökülmesin, bu ülkede huzur olsun anlayışına zarar gelebilir. Yani bu noktada her kesimin dikkatli olması gerekir. Yani o nedenle de benim açık çağrım; bu süreçte gerçekten halkları, toplulukları, inançları karşı karşıya getirecek adımlardan çekinmek lazım. Sivri ifadelerden çekinmek gerekiyor. Bakın işte, Tuncer'in konumuna, bulunduğu makama uygun olmayan ifadesi nelere yol açtı? İşte günlerdir uğraşıyoruz, daha da uğraşacağız, öyle gözüküyor. Bu nedenle de yani dikkatli davranılmazsa pusuda bekleyen ciddi potansiyeller var, görüyoruz. Yani bugün gerçekten Alevi toplumunun içinden de belki şu veya bu nedenden dolayı kendi öğretisinin dışına çıkmış... Yani normal bir Alevinin ırkçı olmaması gerekir. Bir Alevinin öğretide olduğu gibi 72 millete bir nazarla bakması gerekir. Ama şu an izlediğin gibi bu konuda Alevi toplumunun hassas duygularını da kötüye kullanmak isteyen çevreler de yok değil.

Ruşen Çakır: Peki, başta sormam gerekiyordu ama şimdi de sorsam olur. Bu bildiriyi nasıl buldun? Çünkü çoğunu tanıyorsun herhalde. Orada aynı dönem milletvekili olduğunuz Müslüm Doğan da var. Bir kişi daha vardı galiba.
Turgut Öker: Şerafettin Halis var. O bizden önce. Ama söylediğin gibi Müslüm Doğan'la yani Pir Sultan'ın genel başkanıyken ben Avrupa Alevi Birlikleri Federasyon başkanlığı yaptığımdan dolayı kendisini yakinen tanıyorum. O bildiri metni bana da yollandı yani imzalamam için önceden ve tabii ki imzalamadım. Yani şu an sürecin ruhuyla uygun değil. Normal koşullarda Kürt hareketiyle de ve her kesimle de herhangi bir gündemde konuşulacak bir konu varsa yan yana gelip konuşulabilinir. Yani özel olarak bu bildirge üzerinden, yani bu süreçte belli sorunlar var diyelim, bunu başlığa çıkarmak doğru değil. Sonra bir de içlerinde, işte hepsini yakinen tanımasam bile çoğunu tanıyorum. Yani dünyasında bir gün bile Aleviliğe hizmeti olmayan insanlar, Alevilikle ilgili hiçbir şekilde herhangi bir mücadelenin içinde, çalışmanın içerisinde ne örgütçü, ne araştırmacı, ne başka bir misyonla hizmeti olmayan insanlar tak diye... Yani o unvan çok, ne diyelim, ucuz kullanılıyor. ‘‘Alevi aydını’’, ‘‘Alevi bilmem kimi’’ falan. Orada bence kendi adlarına bir açıklama yapmışlar belli sayıda insanlar. Yani bu medyada ‘‘Alevi aydınlarının bildirgesi’’ olarak genelleme de yapıldı biliyorsun. Yani çok yerinde olmayan şekilde. Yani sanki bütün Alevilerin, bütün Alevi aydınlarının açıklaması gibi yansıtıldı. Yok öyle bir şey. 53 insana ait olan bir açıklama bu son tahlilde. Bu nedenle yani içerisinde normal bir hatırlatma yapılabilinirdi. Ama bildirinin içerisinde provokatif suçlamalar da var. Yani sanki bu konu gündemde yer alsın ve işte Alevilerle Kürtlerin bu hassas değerlerine birazcık dokunsun. Böyle bir içerik var bildirgede yani.

Ruşen Çakır:  Peki ne olacak şimdi? Telafi edilecek mi? Kırgınlıklar giderilecek mi? Yoksa senin de söylediğin gibi bunu köpürten birtakım üçüncü şahıslar emellerine ulaşıp Alevileri süreçten uzaklaştırmayı başarabilecekler mi?
Turgut Öker: Yok başaramazlar. Yani sağduyulu potansiyel Alevilerde ağır, yani potansiyel olarak daha fazla. Ama şey de önemli tabii; yani Tuncer gibi arkadaşların da şu an resmî görevi olan arkadaşların da bu konuda Alevilerin hassasiyetini anlamaları gerekir. Yani siz Alevilerin travmalarını yok sayarak ve barış süreci hassasiyeti dolayısıyla ‘‘Biz göndermeler yapıyoruz, açıklamalar yapıyoruz’’ diyemezsiniz. Yani normal bütün toplumsal kesimlerin hassasiyetlerinin hissedilmesi gerekir. Bu nedenle hiçbir tarihi gönderme, araştırma, bilmem ne kanıtı, şuyu buyu Alevilerdeki Yezid'e karşı, biraz önce ifade ettiğim gibi Yavuz'a karşı, Ebussuud'a karşı ve yakın tarihimizde Madımak'ı ateşe veren katillere karşı, Çorum Sivas, bu katliamlarda sorumlu olanlara karşı Alevilerin tepkisini hiçbir sebep sıfırlamaya çalışamaz. Yani bunlar yaşanmamış gibi ‘‘Unutun, örtün bunların üstünü. Bir daha da gündeme getirmeyin’’ diyemez. Öyle bir şey olamaz.

Ruşen Çakır: Evet, çok teşekkürler Turgut yayınımıza katıldığın için. Sağ olasın.
Turgut Öker: Sen de sağ ol. İyi yayınlar.

Ruşen Çakır: Evet, çözüm süreci bağlamında yaşanan Alevilik tartışmasını Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu'nun eski başkanı ve bir dönem HDP'den milletvekilliği de yapmış olan Turgut Öker'le konuştuk. Kendisine çok teşekkürler. Sizlere de bizi izlediğiniz için teşekkürler, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
13.09.2026 ‘‘Kesintisiz direniş hareketi’’: YENİ Parti’nin Üsküdar mitinginden izlenimler
12.09.2026 Mansur Yavaş'ın seçimi
06.09.2026 DEM Parti'nin veda kongresi
05.09.2026 Aleviler çözüm sürecine nasıl bakıyor (1): Turgut Öker ile söyleşi
04.09.2026 Silivri izlenimleri: Hukuk devletinden çok uzaklarda
03.09.2026 Süreci kim, nasıl enfekte edebilir?
02.09.2026 YENİ Parti ve "Dip dalga"
01.09.2026 Bu Aleviler size ne yaptı?
31.08.2026 Eyüp Burç ile söyleşi: Türklerin gururu, Kürtlerin onuru
31.08.2026 Tuzak bir soru: Barış mı, demokrasi mi?
13.09.2026 ‘‘Kesintisiz direniş hareketi’’: YENİ Parti’nin Üsküdar mitinginden izlenimler
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı