İran savaşında kimi destekliyorsunuz?

07.03.2026 medyascope.tv

7 Mart 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi hafta sonları. Bir haftayı geride bıraktık. ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları yani İran Savaşı'nın 8. gününe girdik bugün itibarıyla. Her an her şey olabilir bir savaş. Çok değişik analizler var. Çok haber akıyor ve bunların önemli bir kısmı da yalan, eksik ya da çarpıtılmış haberler. Ama sonuçta serinkanlı bir şekilde baktığımız zaman bölgedeki dengeleri altüst eden, aslında sadece bölgedeki değil dünyadaki dengeleri de altüst eden, daha da edeceğe benzeyen bir savaş. Ve burada karşımıza şu soru çıkıyor: Nerede durmalı, bu savaşta kimin yanında olmalıyız? Aslında bu yeni bir soru değil. Bütün savaşlarda sorulan bir soru. Fakat belli bir tarihten itibaren bölgede yaşanan olaylarda hep karşımıza çıkan zor bir soru bu. Körfez Savaşı yani Bush'un Saddam Hüseyin'e açtığı savaşı hatırlayın. 21. yüzyılın olayları daha çok bunlar. 11 Eylül saldırısının ardından önleyici savaş perspektifi ile Irak'a ABD savaş ilan etti ve Irak'ı işgal etti. O tarihte bunun iyi bir şey olduğunu, Saddam'ın devrilmesinin gerekli olduğunu düşünen, savunan çok kişi vardı.
Ben o tarihte savaş karşıtı bir pozisyonda yer aldığımı hatırlıyorum ama zor olan şuydu: Savaşa karşı olmak, ABD işgaline karşı olmak, Saddam gibi bir zalimi destekliyor olmak anlamına gelmemeli. Çok zor bir süreçti bu süreç. O tarihte çok iyi hatırlıyorum; Fransa'nın önde gelen analitik yayın organlarından, o zaman İnternet o kadar güçlü değildi, Le Monde Diplomatique'in başındaki Orta Doğu uzmanı ve Filistin dostu sol gazeteci Alain Gresh Türkiye'ye gelmişti. Kendisiyle bir röportaj yapmıştım ve bana şunu söylemişti, hiç unutmuyorum: "İlk defa, bir savaş oluyor ve ben en yakınımdaki kişilerin kimin yanında durduğunu kestiremiyorum." Eskiden savaşlar çok barizdi. Kimin yanında? Vietnam mesela. Vietnam'ın yanında, tabii ki Vietnamlıların yanındaydık. Şimdi ama insanlar solcu da olsa, sağcı da olsa ne olursa olsun kafaları çok karışıktı. Körfez Savaşı'nda böyleydi.
Benzer bir olayı Suriye'de yaşadık. Suriye İç Savaşı'nda yaşadık. Suriye İç Savaşı'nda da bir tarafta Esad rejiminin devrilmesine angaje olmuş kişiler, bir diğer tarafta da Esad'ı savunan kişiler ve çok korkunç bir savaş. Doğrudan Türkiye'yi de etkileyen olumsuz anlamda bir savaş. Ve siz Esad rejimine, Beşar Esad'a karşı çıktığınız zaman IŞİD'i ya da HTŞ'yi ya da bir zamanlarki adıyla Nusra Cephesi'ni falan desteklemek zorunda kalıyordunuz. Böyle bir durumdu. Bu gerçekten çok zor bir durum. Şimdi de benzer bir olayı yaşıyoruz. ABD-İsrail iş birliği ile başlatılan bu savaş yine önleyici savaş perspektifiyle, neyi önlüyorlarsa, asla kabul edilebilecek bir müdahale değil, savaş değil. Hele Trump ve Netanyahu gibi ne olduklarını çok iyi bildiğimiz insanlar var. Peki, buna karşı çıkarken ne yapacağız? İran rejimini mi savunacağız?
İşte orada da işler yine çatallaşıyor. İran rejimi daha yeni haziran ayında binlerce kendi vatandaşını öldürmüş bir rejim. Yıllarca insanları hapse atmış; kadınların üzerine baskı uygulamış, Kürtlerin üzerine uygulamış, her türlü muhalif düşünce üzerine uygulamış, hapse atmış, idam etmiş, sokaklarda kurşunlamış bir rejim ve oranın tek şeyi artık rejimin ömrünü sürdürmesi. Halk desteğini büyük ölçüde yitirmiş bir rejim. Şimdi Trump-Netanyahu ikilisine karşı çıkınca İran'ın yanında mı duracağız? Burada sorun şu: İran'ın yanında mıyız, İran rejiminin yanında mıyız? Irak'ın yanında mıyız, Saddam'ın yanında mıyız? Ya da Suriye'nin yanında mıyız, Esad'ın yanında mıyız? İşte buralarda özellikle Suriye ve Irak'ta bir tür iç savaş gibi durumlar yaratıldığı için işler iyice karışıyordu. Şu anda İran'da henüz içeriden bir kalkışma yok. Protestolar yok. Kürtlerin bir şeyler yapacağı söylendi; en azından şimdilik olmadı. Ama bunun olmaması demek İranlıların, İran toplumunun rejimle dayanışma içerisinde olduğu demek de değil. Öyle çok muazzam görüntüler bize servis edemiyor İran rejimi.
Dolayısıyla gerçekten çok zor bir durumdayız. Ve burada bu otoriter, totaliter, kendi toplumuna düşman yabancı rejim veya yöneticilere karşı duruşumuzu muhafaza edip ama aynı zamanda dışarıdan yapılan müdahalelere de karşı çıkabilmek gerçekten çok zor. Çok incelikli davranmak gerekiyor. Ve bakıyorsunuz genellikle herkes sizi bir yere çağırıyor. Çok ilginç; dün Kemal'le yayında ‘‘Haftaya Bakış’’ta da söyledim. Yakın zamana kadar İran düşmanı olan Türkiye'deki bazı İslami kişiler, çevreler bu sefer insanları İran'ın yanında durmaya çağırıyor. Niye böyle yapıyorlar? Suriye'de İran düşmanıydılar. İran'ı kâfir bile ilan ettiler. Din dışı ilan ettiler. Şimdi İran'ın yanında, çünkü İsrail'e ve ABD'ye vuruyor diye. Yani bu tür değişen pozisyonlar almadan durabilmek çok zor ama mümkün. Yani insani duruşu kaybetmeden bu savaşa karşı çıkmak mümkün. Molla rejimini savunmadan İran halkını savunmak mümkün.
Ama tabii ki şunu diyeceksiniz: Nasıl olacak? İran halkını nasıl savunacağız? İşte zor soru bu. Zaten en büyük mesele de bu. İran halkı kendi özgür iradesiyle kaderini belirleme hakkına maalesef sahip olamıyor. Çok zor, ama mümkün. Ve bu yerde yani taraflardan birisine angaje olmanın vebali de çok büyük. Herhangi birisinin yaptığının yanında durmuş oluyorsunuz. Bir not, dün söylemiştim, tekrar söyleyeceğim. Savaşın şu ana kadarki en acımasız olayı kız öğrencilerinin katledilmesiydi. Büyük infial yarattı ve Türkiye'de de çok kişi bunu bir ‘‘siyonist barbarlık’’ olarak söyledi. Ama sonra New York Times ve Reuters ortaya çıkardı ki saldırıyı galiba Amerikalılar yapmış ve bir baktık Türkiye'de ağızları bıçak açmıyor. Yani Trump'a "Sen katilsin." diyebilen çok fazla, diyen illaki var ama çok fazla kişi yok. İşte bu da insanların hani bir ‘‘duruş’’ dedikleri şeyin aslında ‘‘durmayış’’ olduğunu bize gösteriyor.
Evet, bugünün yayını duruş konusunda örnek bir isme, Susan Sarandon'a. Susan Sarandon şu anda 80 yaşına varmış, Amerikan sinemasının ve dünya sinemasının en önde gelen isimlerinden birisi. Filmlerine birazdan geliriz ama şunu çok iyi biliyorum: Körfez Savaşı'na karşı çıkmıştı. O zaman birlikte olduğu Tim Robbins'le birlikte karşı çıkmıştı. Geçenlerde Susan Sarandon yine gündem oldu. Niye gündem oldu? Çünkü Gazze soykırımına karşı çıktığı için kendisinin Hollywood'da kara listeye alındığını söyledi ama boyun eğmediğini söyledi. Örnek bir davranış sergiledi. Yani bedel ödedi, bedel ödüyor. Daha önce de aynı şekilde Körfez Savaşı'na da karşı çıkmıştı. Gerçekten duruşuyla örnek bir sanatçı ama onun dışında tabii ki gerçekten çok iyi oyuncu.
İlk filmini 1970'te çekmiş. Daha sonra çok sayıda filmde oynuyor. Bunların büyük bir kısmı herhalde Türkiye'de oynamıştır, görmüşsünüzdür; bir kısmını en azından söyleyince hatırlayacaksınızdır. Bakıyorum şimdi; ‘‘Thelma ve Louise’’ var, o muazzam film. Ridley Scott'ın filmi, 1991. Olağanüstü bir filmdi, onu hatırlıyoruz. ‘‘Atlantic City’’ var; Fransız yönetmen Louis Malle'in 1980'de çektiği bir film. Ve aslında çok filmi var. Ama ben şeyi söyleyeyim, Oscar aldığı ‘‘Dead Man Walking’’; nasıl oynamıştı Türkçede, ‘‘Ölüm Yolunda’’. Sean Penn'le oynuyor. Bir idam mahkûmunu düzenli ziyaret eden rahibe rolünde. Filmin yönetmeni ve yapımcısı da Tim Robbins. Tim Robbins ile bayağı uzun bir süre, herhalde bir 20 yıl falan birlikte yaşadılar. Ben açıkçası ikisini çok birbirlerine yakıştırıyordum Tim Robbins'le birlikte ama sonra tabii hayat bu, ayrılmışlar. Tim Robbins'e de ayrıca geliriz ki özellikle Körfez Savaşı protestolarında hep birlikte hareket ettiler. Çok risk aldılar. Yani Amerika'nın yaptığı bir işgale Amerika'da karşı çıkabilmek öyle kolay bir iş değil. Bunun bedeli var ve bu bedele rağmen durabilmek...
İşte bu... Hiçbir zaman kimse Tim Robbins'e ya da Susan Sarandon'a "Sen Saddam'ı mı destekliyorsun?" diyemedi. Dediyse bile bir anlamı olmadı çünkü onlar bir duruşu savundular. Bugün de kimse Susan Sarandon'a Gazze soykırımına karşı çıktığı için "Sen Hamas'ı mı savunuyorsun?" diyemiyor. Diyen illaki vardır ama bunun pek bir karşılığı olmuyor. Evet, Susan Sarandon tek örnek değil. Çok örnek var. Batı'da özellikle çok örnek var. İslam dünyasında nedense çok fazla böyle örnek görmüyoruz. Özellikle kendilerine yabancı dünyalara karşı çok büyük bir kayıtsızlığı var İslam dünyasının ve tabii ki Türkiye'nin. Bunu da bir not olarak düşelim. Umarım savaş en kısa zamanda ve İran halkına ve bölge halklarına en az zararla biter. Ama umutlu değilim açıkçası. Çok büyük ağır bedeller var ve daha da ağırlaşacağa benziyor. Allah sonumuzu hayır etsin diyeyim. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
08.03.2026 Bağımsız Kürdistan kapıda mı?
08.03.2026 Savaş uzadıkça Türkiye için riskler artıyor
07.03.2026 İran savaşında kimi destekliyorsunuz?
06.03.2026 İran’da gözler Kürtlerin üzerinde
05.03.2026 İç cepheyi böyle mi tahkim edeceksiniz?
05.03.2026 Yeniden: Türkiye’nin Öcalan’a ihtiyacı var
03.03.2026 Hafta Başı (72): İran savaşı ne kadar sürer? Türkiye ne yapabilir?
03.03.2026 Türkiye savaşın neresinde?
02.03.2026 İran’da rejim ayakta kalabilir mi?
01.03.2026 İranlı spiker Hamaney ile birlikte rejimin de öldüğünü tüm dünyaya duyurmuş oldu
08.03.2026 Bağımsız Kürdistan kapıda mı?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı