İran’da gözler Kürtlerin üzerinde

06.03.2026 medyascope.tv

6 Mart 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. İran savaşı sürüyor. Daha ne kadar devam edeceği belli değil. Öngörülmesi zor bir savaş ve birkaç gündür en çok konuşulan husus Kürtler. İran'da Kürtler ne yapacak? İran'da Kürtler rejime saldıracak mı? Kara savaşını Kürtler mi başlatacak? Bu soru çok ciddi bir şekilde gündemde. Ortada çok sayıda haber, dezenformasyon, yalanlama, birçok şey var. Öncelikle CNN International bir haber yaptı, CIA'in Kürtleri silahlandırdığı hakkında. Yalanlanmadı. Daha önce Başkan Trump'ın Barzani ve Talabani ile ayrı ayrı Irak Kürdistan'ındaki iki önemli partinin yöneticisiyle konuştuğunu öğrendik. O da yalanlanmadı. Doğru zaten, açıkça söylendi ve ondan sonra birtakım haberler çıktı; ‘‘işte başladı’’ diye ve Irak'tan birtakım silahlı İran Kürtleri, tabii ki Irak Kürtleri değil orada kafa karışıklığı olmasın, ‘‘Irak'a yerleşmiş olan birtakım Kürt militanlar ya da savaşçılar İran'a geçti ve çatışmaya başladı’’ diye. Ama bu yalanlandı. Değişik örgütler tarafından yalanlandı.
Şu hâliyle bir belirsizlik var. Ama şunu biliyoruz: Gerek Amerikan ve İsrail güçleri gerekse rejim güçleri Kürtlerin yaşadığı bölgelerde sürekli operasyon yapıyorlar. Amerikan ve İsrail rejimin mevzilerine, rejim ise Kürt gruplarının bulunduğunu düşündüğü yerlere operasyon yapıyor. Şimdi bu ne derece gerçekçi? Olur mu? Olursa ne olur? Aslında bunu dün akşam — izlediyseniz biliyorsunuz, izlemediyseniz muhakkak izleyin — Cengiz Çandar'la konuştum. O bayağı doyurucu bir şekilde anlattı. Hem onun anlattıklarından hem başka kaynaklardan hem de kendi birtakım bu daha önceki edindiğim bilgilerden hareketle birkaç hususu özellikle vurgulamak istiyorum. Bunlar çok önemli hususlar. Bir; İran'daki Kürtler, aslında zamanında bir Mahabad Kürt Cumhuriyeti deneyimi var ama Kürtlerin yaşadığı ülkeler içerisinde siyasi olarak en zayıflarından birisi. Aslında Suriye zayıf biliniyordu çünkü daha küçük, daha az nüfusu var diye ama iç savaşla beraber Suriye'de biliyorsunuz YPG/PYD bayağı öne çıktı. Ve dolayısıyla Kürtlerin Kürtçede ‘‘Rojhilat’’ denen İran bölgesi daha geride kaldı.
Orada bir tane çok güçlü bir parti var geçmişten beri: İran Kürdistan Demokrat Partisi. Bu Irak'takinin kardeş örgütü diyelim. Bu çok eski bir hareket, daha milliyetçi bir hareket ama aynı zamanda da çok yerleşik. İran Kürtleri içerisinde aşiret vesaire bağlarını da kapsayan en köklü ana akım hareket o. Bir de geçmişte çok güçlü olan ama zamanla etkisi azalan sol bir hareket olan Komala var. Komala şimdi iyice küçülmüş ama hâlâ karşılığı olan bir hareket. Ve yakın zamanda, yakın zaman dediğimiz resmen kuruluşu 2003 ya da 2004, PJAK var. Özgür Yaşam Partisi, bu işte PKK'nın İran kolu. PKK'nın İran kolu olan PJAK toplumsal olarak, siyasi olarak diğer Komala ve KDP kadar güçlü olmasa da askeri olarak hepsinden güçlü. Başka örgütler de var. Mesela PAK diye başka bir örgüt daha var. O da belli bir güce sahip. Daha milliyetçi bir duruşta. PJAK ama Kandil merkezinden çok ciddi bir şekilde destek alıyor. Ve PKK örgütlenmesinde şöyle bir şey var: Suriyeliyseniz İran'da, İranlıysanız Türkiye'de, Iraklıysanız Suriye'de bulunabiliyorsunuz. Bu tamamen Kandil'deki ana karargâhın sizi dağıtması ile ilgili bir şey.
Mesela geçen çözüm sürecinde Kandil'e gittiğimde, orada örgüt yöneticileriyle röportaj yapmaya gittiğimizde o röportajı ayarlayan medya sorumlusu olan kişi İranlıydı. Çok iyi Türkçe biliyordu ama İranlıydı. Tahran'da üniversite okurken kendi imkânlarıyla Kandil'e gelip örgüte katılmış ve zamanla bayağı bir yere gelmiş birisiydi. Yani buna benzer çok şeyler olabiliyor. Yani PJAK'ın her an takviye alma imkânı da var. Hatta bir iddiaya göre, son günlerde o söyleniyor: Eğer PJAK rejime karşı savaşa dahil olursa, Kandil'deki PKK'nın kendini feshiyle ne yapacağı belli olmayan ama henüz silahlar da teslim edilmedi malum, oradan da katılımlar olabileceği söyleniyor. Ya da Suriye'de Suriye vatandaşı olmayıp orayı, SDG saflarını terk etmek zorunda bırakılacak olan isimlerin de pekâlâ gidebileceği söyleniyor. Dolayısıyla PJAK'ı da ciddiye almak gerekiyor. Fakat burada şöyle önemli bir husus var: Bu güçler ne yaparlarsa yapsınlar, CIA kendilerini istedikleri kadar silahlandırsın, İsrail ve Amerikan uçakları istedikleri kadar yardımcı olsunlar, bir şekilde lojistik olarak en büyük desteği Irak Kürt Bölgesi’nden almak durumundalar. Orada işte sorunlar var. Çünkü özellikle Süleymaniye'nin merkez olduğu Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin kontrol ettiği coğrafya geleneksel olarak İran'a çok bağımlı bir coğrafya.
Zamanında Celal Talabani, şimdi çocukları o bölgeyi yönetiyor biliyorsunuz. Ve bu yapının İran'a karşı açık bir tavır alması çok zor. Nitekim Kubad Talabani yaptığı açıklamada bu çatışmaya hiçbir şekilde girmeyeceklerini söyledi. Bir diğeri daha uzak olmakla beraber tabii daha güçlü olan KDP, yani Barzani ailesinin olduğu bölgenin de her ne kadar Trump ve İsrail baskı yapsa da İran'la çok açık bir çatışmaya girmeyi en azından bu aşamada istemeleri bana gerçekçi gelmiyor. Ama şöyle bir şey olabilir: İş zaten kopma noktasına gelir, rejim artık dayanamaz noktaya gelir, o zaman çıkabilirler. Ama şu aşamada çok riskli kendileri için de ve Kürt örgütleri için de çok riskli. Onun için bu beklentileri karşılayacaklarını açıkçası düşünmüyorum. Çok kayıp verebilirler. Beklediklerine ulaşamayabilirler. En ideali onlar için herhâlde beklemek, görmek ve eğer bir fırsat çıkarsa o zaman ortaya çıkmak ve belki zamanında Irak'ta Kürtlerin yaptığı gibi Kürtlerin yaşadığı bölgede, İran'da birtakım de facto özerk yapılar kurmak. Ama şu aşamada İsrail ve ABD'nin onları sürüklemek istedikleri yere girmeleri çok akıl kârı gözükmüyor.
Hele bir de son Suriye'de yaşanan SDG'nin başına gelenleri hatırlayın. Ne oldu? Destek verdiler, verdiler ama en son aşamada desteği tamamen kestiler Amerikalılar. Hatta İsrail de Dürzilere güneyde verdiği desteği kuzeyde Kürtlere vermedi. Daha yeni yaşandı bu. Ocak ayında yaşandı. Daha bu sene, birkaç ay bile olmadı yani. Böyle bir deneyim var. Bunun öncesinde de değişik deneyimler var. Trump tarafından kazık atıldı Kürtlere defalarca. Dolayısıyla ben bunun konuşulmasını çok anlaşılır bir şey olarak görüyorum. Çünkü onun dışında içeride muhalif olan güçlerin rejime karşı sahada bir şey yapabilmelerinin imkânı yok. Silahları yok, lojistik destekleri yok. Yani orada tam bir intihar olur. Ama diyelim ki Kürtlerin yaşadığı bölgelerde iyi silahlandırılmış ve belli bir eğitim almış olan gruplar belli bir direnç gösterebilirler. Ve şu hâliyle ABD-İsrail planında Kürtlere bir yer biçildiğini, onların bir anlamda mayınlı sahaya sürülmek istendiğini görüyoruz. Ama Kürtler muhtemelen buna ayak direyeceklerdir. Bekle-gör politikasını izleyeceklerdir.
Tabii bir de işin Türkiye ayağı var. Böyle bir şey, İran'da Kürtlerin rejime karşı bir harekete girişmesi Türkiye'yi çok ciddi bir şekilde kaygılandırır birçok nedenle. Birincisi zaten sınır ve bu yaşanacak çatışmaların doğuracağı çok büyük istikrarsızlıklar, göçler vesaire olacaktır. Bir diğer husus da tabii siyasi olarak Irak'tan sonra kısmen Suriye ve nihayet İran'da da Kürtler şu ya da bu şekilde belli bir statü elde ederse, bu Türkiye'yi kendi Kürt sorunu olduğu için ve Kürtlerin en kalabalık olarak yaşadığı ülke olduğu için Ankara'yı çok ciddi bir şekilde endişelendirecektir. Dolayısıyla Kürtleri daha çok konuşacağız. Ama böyle yayılan haberlere çok da fazla hemen kapılmamak gerekiyor. Bir hazırlık olduğu doğru. AL-Monitor'da Amberin Zaman bunun detaylarını uzun uzun anlattı, yazdı. Evet, uzun zamandır yapılan bir çalışma var. Oraya bir yatırım var. İsrail'in ve ABD'nin Kürtlere bir yatırımı var. Ama bu yatırımlar tek başına onları hele kara savaşına sürüklemeye şu aşamada yetecek gibi gözükmüyor. Ama tabii savaş çok hızlı gelişebilir ve bu hızlı gelişmelerin ışığında birçok denge ve hesap altüst olabilir.
Evet, bugünün ithafına gelelim. Üç gündür İranlılardan bahsediyorum. Bu da İranlı olacak ve şahsen tanıdığım birisi, arkadaşım. Ne zamandır görüşemiyoruz ama... Bir kadın antropolog; İranlı Fariba Adelkhah. Fariba ile yıllar önce Paris'e bir konferansa gittiğimde tanıştım. Ufak tefek ama canavar gibi bir sosyal bilimci. İran ve Afganistan üzerine çalışıyor. Küçük insanların çok önemsemediği konulara bakıyor. Mesela bir şey hatırlıyorum, sınır ticareti üzerine çalışıyordu. Göç üzerine çalışıyor ve 19 yaşından itibaren Fransa'da okuyan Tahran doğumlu bir kadın ve ağırlıkla İran ve Afganistan çalışıyor ve İran'a sürekli gidip geliyordu benim bildiğim zamanlarda. Ailesi zaten orada yaşıyor. Konuştuğumuzda, ettiğimizde bu 1990'lı yıllarda, 2000'li yılların başlarında Fariba'nın rejim konusunda, nasıl söyleyeyim, hiç de sert olmadığını gözledim. Yani çok anlayışlı, anlamaya çalışan, rejimi önemseyen; rejim destekçisi değildi ama bir muhalif, hiçbir zaman muhalif olarak görmedim.
Ama sonra ne oldu? 2019 Temmuz ayında Tahran'da tutuklandı Fariba. Casuslukla suçlandı, ki akıl alır gibi değil. Tabii Fransız vatandaşı aynı zamanda ama İran onu kabul etmiyor, İran vatandaşı olarak görüyor. Casuslukla suçlandı. Uzun bir süre hapis yattı. Yine Fransa'da beraber araştırma yaptıkları aynı kurumlarda çalışan partneri Roland Marchal gitti onun yanına. Onu da tutukladılar. Ziyarete gitti cezaevine, onu da tutukladılar. Hatta içeride evlenmek istediler, izin verilmedi. Daha sonra Roland Marchal daha önce tahliye oldu ve Fransa'ya döndü. Ama Fariba'ya casusluk suçlaması düştü; fakat rejim karşıtı propaganda, milli güvenliği tehdit gibi suçlamalarla 5 yıl ceza verdiler. Daha sonra bir müddet hapis yattı; Tahran'da ailesinin yanında ev hapsinde kelepçeyle kaldı ve en sonunda 2023 Ekim ayında nihayet, yani bir 4 yıl sonra Fransa'ya dönmesine izin verildi. O zamandan beri Fransa'da cezaevi günlerini — Evin Cezaevi'nde yattı — kitaplaştırdı, orada yaşadıklarını anlattı. Bir dönem Fransa'da bayağı bir gündem maddesi olmuştu ve ödül aldı, birtakım insan hakları ödüllerine layık görüldü.
Benim bildiğim kadarıyla, yani tanıdığım Fariba aslında böyle bir şeyi yaşamak isteyecek en son insanlardan birisiydi. Tabii buna siz karar vermiyorsunuz ama onun gerçekten rejimle böyle bir derdi yoktu. Onun derdi sosyal bilimlerde anlamaktı, kavga etmek değildi. Çok meraklı, sorgulayan bir insan. Ama başına böyle bir şey geldi ve çıktıktan sonra telefonda kısa bir sohbet etme imkânımız oldu. Daha önce, girmeden önce Medyascope'ta kendisiyle birkaç kez yayın yapmışlığımız da olmuştu. Şimdi de yapmaya çalışıyoruz. Bakalım İran konusunda konuşmak isteyecek mi? Evet, İran rejiminin nasıl insan haklarına saygılı olmayan bir rejim olduğunun canlı, Batı'da çok popüler, bir dönem en azından popüler olan örneğiydi Fariba. Kendisine kolaylıklar diliyorum, çalışmalarını sürdürecektir. Ama İran'a gitmeden çalışmak onun için zor olsa gerek. Çünkü bildiğim kadarıyla Fransa'da yaşarken sürekli bir şekilde İran'a gider, orada sahada çalışırdı. Bir antropolog için saha çok önemlidir. Umarım tekrar en kısa zamanda özgür bir şekilde İran'a, ülkesine gidebilir. Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
08.03.2026 Bağımsız Kürdistan kapıda mı?
08.03.2026 Savaş uzadıkça Türkiye için riskler artıyor
07.03.2026 İran savaşında kimi destekliyorsunuz?
06.03.2026 İran’da gözler Kürtlerin üzerinde
05.03.2026 İç cepheyi böyle mi tahkim edeceksiniz?
05.03.2026 Yeniden: Türkiye’nin Öcalan’a ihtiyacı var
03.03.2026 Hafta Başı (72): İran savaşı ne kadar sürer? Türkiye ne yapabilir?
03.03.2026 Türkiye savaşın neresinde?
02.03.2026 İran’da rejim ayakta kalabilir mi?
01.03.2026 İranlı spiker Hamaney ile birlikte rejimin de öldüğünü tüm dünyaya duyurmuş oldu
08.03.2026 Bağımsız Kürdistan kapıda mı?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı