"Kent uzlaşısı" zulmü

01.02.2026 medyascope.tv

1 Şubat 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi pazarlar. 19 Mart sürecinin ilginç davalarından birisi de Kent Uzlaşısı soruşturması. Dava diyorum, ortada dava yok. 10 ay oldu, hâlâ bir iddianame yok. İstanbul Büyükşehir Belediyesi iddianamesi hazırlandı, 400 küsur sanıklı. Aziz İhsan Aktaş davasının iddianamesi hazırlandı, yargılamalar başladı. Ama dört kişinin söz konusu olduğu Kent Uzlaşısı soruşturmasının hâlâ bir iddianamesi yok. Ve en son 9. Sulh Ceza Hakimliği’ne yapılan tahliye başvurularına ‘‘tahliyelerini gerektirecek olumlu bir gelişme sanıklar lehine olmadığı için,’’ diyerek reddedildi. Kim bunlar: Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, onun yardımcısı Ebru Özdemir, Reform Enstitüsü Başkanı Mehmet Ali Çalışkan ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat. Mahir Bey’in durumunu biliyorsunuz. Sağlık sorunları nedeniyle ev hapsine dönüştürüldü. O, 9 Nisan’dan itibaren ev hapsi kararıyla tutuklu değil. Ama diğer üç kişi tutuklu. Resul Emrah Şahan’a ayrıca kent uzlaşısı dışında bir dava daha açıldı. Onu da belirtmekte yarar var.
Kent uzlaşısı nedir? Yerel seçim öncesinde Cumhuriyet Halk Partisi ile DEM Parti arasında bazı belediyelerle ilgili yapılmış olan bir anlaşma. Bu ne oluyor? Mesela bir ilçede DEM Parti aday göstermiyor, CHP adayına destek veriyor. Bunun karşılığında Belediye Meclisi’ne DEM Parti’den birtakım isimler giriyor. Bazen belediye başkan yardımcılığına DEM Parti’den isimler geliyor. Bir tür seçim ittifakı idi. Ve bunu terör kapsamına aldı yargımız ve siyasi iktidar tabii ki. O 19 Mart’ın arasında büyük bir gürültü oldu ve orada çok ilginç bir olay var biliyorsunuz; Ekrem İmamoğlu da buna dahil edildi ve ilk başta ‘‘Ekrem İmamoğlu kent uzlaşısından tutuklandı’’ dendi ama sonra tutukluluğu tahliyeye çevrildi. Diğer suçlamalardan tutuklandı. Eğer Ekrem İmamoğlu kent uzlaşısından tutuklanmış olsaydı, tıpkı Resul Emrah Şahan’ın olayında olduğu gibi, Şişli Belediyesi’ne kaymakamı kayyum olarak atadılar biliyorsunuz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne de kayyum atanacaktı. Ve iddia o ki, kesinleşmiş gibi, siyasi iktidar kent uzlaşısı üzerinden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atamayı hesapladı 19 Mart’ta, ama ne olduysa oldu birileri, iktidarın en tepesini bunun yanlış olduğuna ikna etti ve bundan vazgeçildi.
Kent uzlaşısı; DEM Parti-CHP ittifakı. Evet, bir tarihten itibaren, diyelim ki 19 Mart’ta bu böyle oldu. Ama 19 Mart olurken biliyoruz ki Türkiye bir başka şeye girmişti; çözüm sürecine girmişti. Çözüm süreci, terörsüz Türkiye. Devlet Bahçeli, Öcalan’ı Meclis’e davet ediyor. Böyle bir ortamda siz CHP’nin DEM Parti ile iş birliğini suç olarak gösteriyorsunuz. Akıl alır gibi değildi, ama bu devam etti.  Ama belli bir aşamadan sonra artık herhalde bu iş kapanır dedik. Ben mesela bunlardan Mehmet Ali Çalışkan’ı 3-4 ay önce cezaevinde ziyaret etme imkanı buldum. Mehmet Ali benim arkadaşımdır. Çok değer verdiğim birisidir. Çok parlak bir isimdir. 31 Mart yerel seçim zaferinde CHP’nin bu zaferini hazırlayan kurmaylarından birisidir. Ve galiba sırf bu nedenle de aylardır içeride tutuluyor.  Mehmet Ali ile cezaevinde yaptığımız o sohbette, kendisi çözüm sürecini çok yakından takip ediyordu, önemsiyordu. Ve doğal olarak da, kendisi böyle söylemedi ama ben kendisine söyledim, eğer süreç gerçekse, sahiciyse Mehmet Ali Çalışkan’ın ve diğerlerinin içeride olması son derece abes; tam tersine bu sürece katkı verecek isimler olması lazım diye düşündük. Ama olmadı. Büyük bir samimiyetsizlik örneği. Nitekim Ahmet Özer’e en son ceza verildi yine örgüt suçlamasıyla. Devlet Bahçeli bunu sert bir şekilde eleştirdi. Ama hiçbir şey değişmedi, o ceza alındı.
Bu kent uzlaşısı meselesi, bu yayını da zaten bunun için yapıyorum, bir tür yani ‘‘Yeter artık! Bunun ne anlamı var? Niye yapıyorsunuz? İnsanlara bu kötülüğü, bu zulmü niye yapıyorsunuz?’’ demek için yapıyorum, çünkü unutuluyor. O kadar çok şey var ki, o kadar çok insan tutuklandı ki, o kadar çok yargı var ki... Şu anda mesela Aziz İhsan Aktaş davasına yoğunlaşmış durumda herkes. Tahliyeler olacak, olmayacak, şu bu diye bekleniyor. 9 Mart’ta büyük dava başlayacak. Ben de sanığım, biliyorsunuz. Ve bu arada birisi ev hapsinde, 4 kişi cezaevinde. Niye tutuklanıyorlar? Hangi delili yok edecekler? Ortada delil diye ne var? Ortada suç nedir? Yani iki partinin ittifak yapmasında suç olan nedir? Böyle bir, nasıl söyleyeyim? Neyse... Bu yaklaşımla Türkiye’de Kürt sorunu falan çözülmez diyorum, çok da fazla uzatmak istemiyorum. Buradan Mehmet Ali’ye, Resul Emrah Şahan’a ve Ebru Özdemir’e selamlarımı iletmek istiyorum.
Bir de acı bir not. Mehmet Ali’nin durumunu hep yakınından Esra Huri Bulduk’la konuşurduk. Kendisi Mehmet Ali’nin arkadaşı. O da belediyede çalışan bir isim. CHP’de çok aktif görevi olan bir isim. Adalar’da aday adayıydı. Ve bir baktık Esra’yı da 27 Ekim’de tutukladılar, yine Büyükşehir Belediyesi soruşturması kapsamında. Tutukla, tutukla, ondan sonra ne oluyor? Bir bakıyorsunuz, hiç kimsenin üzerine atılı şeylerin hiçbirisinin karşılığı olmuyor. Ya da bazı durumlarda, şimdi Aziz İhsan Aktaş olayında olduğu gibi, suçlama kesinleşse bile çoktan onu yatmış olan insanlar cezaevinde tutuluyor. Tabii ki herkes yargılanır, tabii ki herkes kamu adına yargılanabilir; ama tutuklamayı bu tür bir cezalandırma olarak görmek, bir intikam aracı olarak görmek bizim Türkiye’ye özgü, başka ülkelerde de illaki vardır ama Türkiye’nin alametifarikası oldu diyelim, noktayı koyalım.
Bugünün ithafı... Unutulduğunu sanmıyorum ama değeri tam olarak bilinmemiş bir şair: Hasan Hüseyin. Biz onu Hasan Hüseyin diye bildik, Korkmazgil diye de bir soyadı var ama hep Hasan Hüseyin diye bildik. Ve şiirlerini 70’li yıllarda çok okudum. Çok gürül gürül şiirler yazan birisiydi. Galiba bütün kitaplarını hatmetmiştik, özellikle cezaevinde. Cezaevinde biz o solcu militanlar için, nasıl söyleyeyim, tam arayıp da bulamadığımız şiirlerdi. Şimdi baktım ki ‘‘Temmuz Bildirisi’’, ‘‘Kelepçemin Karasında Bir Ak Güvercin’’, ‘‘Koçero Vatan Şiiri’’, ‘‘Acılara Tutunmak’’, ‘‘Haziranda Ölmek Zor’’ mesela... Çok güzel adları vardı kitaplarının. Bunların hepsini okur, birbirimize okur, paylaşırdık. Bir de cezaevinden dışarıya, eşe dosta yolladığımız mektuplarda çok sık alıntıladığımız, aktardığımız bir isimdi. Hasan Hüseyin 1984 yılında, maalesef 56 yaşında hayatını kaybetti. Bu ülkeden bir Hasan Hüseyin geçti ve ölümünün ardından onca zaman geçmiş olmasına rağmen hâlâ birileri onu hatırlıyor. Kendisini saygıyla anıyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
01.02.2026 Yeni “Yeşil Kuşak Projesi”
01.02.2026 "Kent uzlaşısı" zulmü
31.01.2026 Yeniden: Mazlum Abdi realitesi
30.01.2026 “Kürt sokağı” diken üstünde
29.01.2026 Hakkınızı helal ediyor musunuz?
28.01.2026 “İç cepheyi tahrip süreci”
27.01.2026 “Biraz da siyaset konuşalım!”
26.01.2026 “Kürtlerin acısı, Türklerin zaferi”
25.01.2026 Kürtler için hasar tespit raporu
25.01.2026 Öcalan’ın liderliği sarsılıyor
01.02.2026 Yeni “Yeşil Kuşak Projesi”
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı