Kılıçdaroğlu ülkesine de, partisine de, kendisine de yazık etti

26.11.2023 rusencakir.com

Kemal Kılıçdaroğlu ilk hüsranı 14 Mayıs 2023 gecesi yaşadı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların yüzde 44.88’ini alarak yüzde 49.52’ye ulaşan rakibi Recep Tayyip Erdoğan’ın gerisinde kaldı.
İkinci hüsranı 14 gün sonra 28 Mayıs gecesi yaşadı. Erdoğan oyların yüzde 52.18’ini alıp yeniden cumhurbaşkanı seçilirken kendisi yüzde 47.82’de kaldı.
Peşpeşe gelen yenilgilerle yüzleşmekten ısrarla kaçınan Kılıçdaroğlu bütün enerjisini CHP’ye yeniden genel başkan seçilebilmek için harcadı. Ve üçüncü hüsranı 4 Kasım gecesi yaşadı. Oylamanın ilk turu 682’ye 664 Özgür Özel lehine  sonuçlandı. İkinci tura öncesi adaylıktan çekilmesi beklenen Kılıçdaroğlu aksine devam etti ve fark iyice açıldı: Özel 812, Kılıçdaroğlu 536 oy.

Protokol artık gizli değil
Ama bitmedi. 23 Kasım günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 24 Mayıs’ta Kılıçdaroğlu ile hazırladıkları “gizli protokol”ü sosyal medyada yayınladı ve onun, partisinden, Millet İttifakı’nın diğer üyelerinden habersiz bir şekilde İçişleri başta olmak üzere üç bakanlığı Özdağ’a söz verdiği; bunun dışında Zafer Partisi’nin dikte ettiği birbirinden tartışmalı birçok şartı kabul ettiği ortaya çıktı.
Evet protokol gizliydi gizli olmasına ama birçok ayrıntısı zaten biliniyordu fakat bunların çok geçmeden Özdağ tarafından ifşa edilerek her türlü spekülasyon ve tartışmaya nokta konulması olayı başka bir aşamaya taşıdı.
Kimileri, Kılıçdaroğlu yeniden CHP genel başkanı seçilmiş olsaydı protokolün ifşası onun için çok daha yıkıcı olacağını söyleyecektir. Öncelikle şunu vurgulamak isterim: Eğer öyle olsaydı Özdağ protokolü muhtemelen ifşa etmez, Kılıçdaroğlu’nu ileride başka vesilelerle “yeniden kazanma” ihtimalinin önüne set çekmezdi.
Bana göre Özdağ bu hamlesiyle, istemeden de olsa, 14 Mayıs’tan bu yana girdiği üç seçimi de kaybetmiş olmasına rağmen hâlâ siyaseten ayakta kalmaya çabalayan, örneğin Ankara ve İstanbul’da ofisler açan Kılıçdaroğlu’na son derece öldürücü bir darbe indirdi.

Anahtarı teslim etmiş
Protokol üzerine söylenecek o kadar şey var ki! İçişleri’ne ek olarak Kültür ve Turizm ile Milli Eğitim bakanlıkları da Zafer Partisi’ne bırakılmış. Bu üç bakanlıktan herhangi birini gözlerine kestirmiş olan Millet İttifakı’nın diğer ortaklarının ve bu bakanlıklardan birine atanabilmek için milletvekili adayı olmamış bazı CHP’li kadroların halini bir düşünün.
Hele şu son üç maddenin her biri ayrı bir olay:
*  Güvenlik, Adalet ve Ekonomi bürokrasisi öncelikli olmak üzere, görüş birliği sağlanan bakan yardımcılıkları (müsteşarlıklar) Zafer Partisi’ne tahsis edilecektir.
*  Zafer Partisi’ne tahsis edilen makamlar ve bağlıları konusundaki atamalarda Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ ile birlikte karar alınacaktır.
*  Zafer Partisince deruhte edilen bakanlıkların teşkilat yapıları, görevlendirme esasları 14 Mayıs 2023 seçimlerinden önce olduğu gibi değiştirilmeden devam ettirilecektir.
Görüldüğü gibi Özdağ, en büyük iddiası “güçlendirilmiş parlamenter sistem” olan bir ittifakın Cumhurbaşkanı adayını, Erdoğan’ın dayattığı başkanlık sistemine dokunmama konusunda ikna etmiş.

Kürt seçmeni satışa getirmek
Ama hiç kuşkusuz en can alıcı husus dördüncü maddede karşımıza çıkıyor: “Terörle mücadele çerçevesinde, terörle bağlantısı hukuki kanıtlarla sabit olan mahalli idare yöneticileri yerine devlet görevlileri ataması uygulamasına yargı kararı çerçevesinde devam edilecektir.”
Bu AKP dönemindeki Güneydoğu’da belediyelere kayyum atanması uygulamasının çok matah bir şeymiş gibi süreceğinin ilanından başka bir şey değil. Her ne kadar “yargı kararı çerçevesinde” denilse de kayyum işlerini İçişleri Bakanlığı’nın düzenlendiği, bunun da Zafer Partisi’ne -muhtemelen Özdağ’ın bizzat kendisine- söz verildiği düşünülürse Kürt seçmenin önemli bir bölümünün yerel seçimlerdeki oylarının devlet tarafından gaspına Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı döneminde de sürmesi planları yapılmış.
Kampanyasının ana ayaklarından biri “helalleşme” olan ve bu kapsamda Kürt sorunu hakkında bazı vaatlerde bulunan, böyle yaparak Kürt seçmende belli bir heyecan yaratan -Van’da kendisine gösterilen yoğun ilgiyi hatırlayın- Kılıçdaroğlu’nun ilk turda aldığı yüzde 44.88 oyun en az 8 puanının HDP seçmeninden olduğunu ileri sürsek abartmış olmayız. Ayrıca Kılıçdaroğlu’nun CHP liderliği dönemindeki yegane seçim zaferi olan 2019 yerel seçimlerinde Batı metropollerinde aday çıkartmayan HDP’nin, dolayısıyla Kürt seçmenin rolünü de unutmamak lazım. Özetle, birinci turdaki hezimetin ardından can havliyle Özdağ’ın bütün dayatmalarını kabul eden Kılıçdaroğlu Kürt seçmeni alenen satmış. (İnanın daha yumuşak bir fiil bulamadım)

Artık kim güvenir?
Erdoğan ikinci turda oylarını yaklaşık 2.5 puan artırdı. Kılıçdaroğlu ise yaklaşık üç puan. Ama yetmedi, seçilemedi. Kuşkusuz Özdağ bu üç puanın kendileri sayesinde olduğunu ileri sürecektir. Zafer Partisi’nin desteğinin Kılıçdaroğlu’na ne kadar hayrı olmuştur, saptamak mümkün değil. Fakat Özdağ desteklemese bile ilk turda Sinan Oğan’a oy vermiş seçmenlerin bir kısmının Erdoğan karşıtlığı üzerinden Kılıçdaroğlu’na oy vermesi zaten ihtimal dahilindeydi. Öte yandan Zafer Partisi’nin desteği nedeniyle ikinci turda Güneydoğu’da seçime katılma oranının düştüğü iddialarını da akılda tutmak gerek.
Her şey bir yana, herkesten gizlenen -Kılıçdaroğlu’nun yanında sadece “gazeteci” titriyle bahsedilen İmambakır Üküş’ün olması da apayrı bir muamma- bu anlaşmanın hiçbir işe yaramadığı ortada.
Tekrar başa dönersek, protokolün yaklaşık altı ay sonra açığa çıkması Kılıçdaroğlu’nun siyaset sahnesine bir şekilde tekrar geri dönme ihtimalini bütünüyle yok ettiği açık. Onun böyle bir arzusu olduğunu biliyoruz ama bu saatten sonra kim ona güvenip birlikte yol yürür? Kim ona güvenip ittifak yapar? Kim ona güvenip oy verir?
Sonuç olarak: Kılıçdaroğlu ülkesine de, partisine de, kendisine de yazık etti!



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
18.02.2024 Muhalefetten geriye ne kaldı?
13.02.2024 İstanbul futbol kültürünün değişimi: Mehmet Şenol ile söyleşi
10.02.2024 Ve Fatih Erbakan Erdoğan’a meydan okudu
07.02.2024 Hanefi Avcı ile söyleşi: Türkiye’nin Fettullahçılık sorunu hakkında doğrular ve yanlışlar
07.02.2024 Başak Demirtaş’ın adaylık açıklaması: “Kimler mutlu, kimler mutsuz oldu?”
06.02.2024 Selahattin Demirtaş ne yapmak istiyor?
04.02.2024 Fatih Erbakan Erdoğan’a meydan okuyabilir mi?
03.02.2024 Prof. İsmail Kara ile söyleşi: Cumhuriyet târihi boyunca devlet-cemaat ilişkileri
02.02.2024 Haftaya Bakış (200): Can Atalay’ın vekilliği düşürüldü – Akşener İmamoğlu’na savaş açtı – DEM Parti ne yapıyor?
31.01.2024 Can Atalay olayının gösterdiği Türkiye gerçekleri
18.02.2024 Muhalefetten geriye ne kaldı?
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı