YENİ Parti'nin fon kriziyle kötü sınavı

09.10.2026 medyascope.tv

9 Ekim 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar.
Fon krizi, fon vurgunu ne derseniz deyin, çok ciddi bir olay. Büyük skandal ve bence iktidarı çok ciddi bir şekilde sarsıyor. Erdoğan bu konuda çok tedirgin. Yaptığı açıklamalarda bunları görebiliyoruz. İlk andan itibaren ‘‘gidebildiği yere kadar’’ dedi ama hep birtakım şeyler ağır aksak gidiyor. Mesela Fatma Betül Sayan Kaya nihayet bir ifadeye çağrıldı. Ama ifadeyle ilgili çok fazla bir şey paylaşılmadı. Görüntü yok, şu yok, bu yok ve hâlâ kimlerin burada vurgun yaptığı konusunda büyük bir belirsizlik var. Peki, iktidarı burada kim sıkıştırabilir? Muhalefet tabii ki. Muhalefet deyince YENİ Parti dışında bu konu üzerine çok etkili bir çıkış yapan bir parti görmüyoruz. Saadet Partisi'nin en son bir sosyal medyada yaptığı yaratıcı klibi saymazsak. Ama esas biliyoruz ki YENİ Parti bu olayın kıvılcımını çaktı. Sözcü Zeynel Emre, Fatma Betül Sayan Kaya'nın adını vererek olayı başlattı. Çok büyük bir şeydi bu, etkili oldu ve bütün akışı değiştirdi. Ve bu anlamda dedik ki, ‘‘YENİ Parti gerçekten etkili bir muhalefet yapıyor ve bakalım devamı nasıl gelecek.’’
Sonra olaylar biraz rutine bindi. Birtakım isimler dolaştı. Şu oldu, bu oldu ama hiçbirisi Fatma Betül Sayan Kaya kadar etkili olmadı. Hayati Yazıcı'nın oğlu söz konusu oldu. O da hakkındaki ihtiyati tedbir kararı kaldırıldı, bir şekilde onun kollandığı yorumları yapıldı. Bu salı grup toplantısında Özgür Özel bu konuya çok geniş bir yer ayırdı. İsimler verdi. Orada özellikle Erdoğan'ın yeğeni Üsame Erdoğan'ın adını geçirdi. Onun dışında birçok isim verdi ama bu isimler yeni değildi. Buna hatta Halk TV yorumcusu İbrahim Kahveci konuya çok hâkim birisi olarak sitem etti, sosyal medyada gördüm. Dedi ki, ‘‘Özgür Özel'i kim bilgilendiriyor? Bunlarda yeni bir şey yok. Niye bunları tekrar tekrar söylüyor?’’ dedi ve gidilebilecek şeylerin kendi bilgisi dâhilinde işaretlerini verdi. Ve sonra bir baktık dün Ümit Özlale — YENİ Parti İzmir Milletvekili biliyorsunuz, İYİ Parti'den seçilmişti, CHP'ye geçti, sonra YENİ Parti'de kaldı — bir basın açıklaması yaptı ve isimler verdi. Ama isimlerden önce şunu söylemek istiyorum. Bir bölüm var, bunu görünce çok şaşırdım. Orada diyor ki, Erdoğan'a süre veriyor. Bir onu dinleyelim, devam edelim.

Ümit Özlale: Bu vurgunu yapanların sıralı tam listesi Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın tam masasının üzerinde duruyor. Bizim şu anda bugün sizlerle paylaştığımız iki tane isim dışında bu vurgunda payı olanların tam sıralı listesi Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'ın masasının önünde duruyor. Ama kendisi kamuoyunda bir beklenti oluşmasına rağmen bunu bizlerle paylaşmıyor, gizliyor ve maalesef yakınlarını koruyor. Bizler, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan hafta başına kadar bu fon vurgununun AK Parti ayağı ile ilgili gereğini yapmasını talep ediyoruz. Hafta başına kadar, pazartesiye kadar Sayın Erdoğan bizimle tam sıralı bir listeyi paylaşmazsa eğer, pazartesi gününden itibaren yine yeniden belgeli bir şekilde bu sefer çok büyük meblağlarla işlem yapan AK Parti üyelerini de burada sizlerle paylaşacağız.

Şimdi bunu gördüm ve anlam veremedim açıkçası. Yani nasıl yani? Diyor ki, ‘‘Sayın Erdoğan açıklasın.’’ Pazartesi gününe kadar mühlet veriyor, ‘‘yoksa biz açıklarız.’’ Niye? Hatta çok şaşırdım ve dün yaptığımız, Edgar Şar'la yaptığımız yayında Edgar'a da bunu sordum. Edgar da şaşırdı. O da kendince bir cevap vermeye çalıştı ama bunun cevabı yok. Yani siz ana muhalefet partisiyseniz, elinizde liste varsa, çok büyük rakamlar varsa bunu niye bekletiyorsunuz? Niye Erdoğan'ın yapmasını bekliyorsunuz? Erdoğan'a niye süre veriyorsunuz? Erdoğan, sizin belediye başkanlarınızı, şunları bunları içeri atarken ya da transfer ederken süre falan vermiyor. Bunu gerçekten anlayamadım, hâlâ anlayabilmiş değilim. Konuya hâkim birtakım güvendiğim birden fazla kişiye sordum. Genellikle şöyle bir cevap aldım, doğru mudur bilmiyorum, ‘‘Blöf yapıyor herhâlde’’ dediler. Çünkü muhalefetin elinde bu liste varsa, büyük meblağlar varsa, Zeynel Emre'nin ilk gün yaptığı gibi bunları eline geçer geçmez açıklaması gerekir diyoruz ve diğer konuya geçiyoruz. İki bakanın adını verdi. Birisi kendisi, diğeri de babası üzerinden fon yatırımı yaptığını söyledi. O bölümü izleyelim ve devam edelim.

Ümit Özlale: Hedef Portföy'de MKK işlem no'su 29289013 olan 170 milyon liralık işlem size mi ait? Tekrardan söylüyorum, YENİ Parti olarak elimizde belgesi olmayan hiçbir şeyi açıklamıyoruz. Belgenin numarasını size söylüyorum. Hedef Portföy'de MKK no'su 29289013 olan 170 milyon liralık işlem size mi ait? Bu konuda biz kamuoyunu şiddetle ve hemen bilgilendirmenizi bekliyoruz. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş, babanız Hasan Özdemir, PHE ve PRY fonlarında hiç işlem yaptı mı? Bu işlemlerden birinin MKK numarası 23542284 mü? Tekrardan söylüyorum. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş, babanız Hasan Özdemir, PHE ve PRY fonlarında hiç işlem yaptı mı? Birçok işlem tespit ettik, hepsinin belgesi var. Bir tanesinin MKK belge no’sunu veriyorum size: 23542284. Babanız Hasan Özdemir ya da kendisi adına başkası bu fonlarda toplam 830 milyon liralık bir işlem gerçekleştirdi mi? Dün Sayın Cevdet Yılmaz'a Meclis’te sorduğumuz soruları bugün isim vererek ve elimizdeki belgelerle beraber siz basın mensuplarıyla ve Sayın Cumhurbaşkanı ile paylaşmak istiyoruz. Değerli basın mensupları, bu sürecin başını hatırlayalım.

Evet, şimdi burada önce Ömer Bolat meselesi, ki bu Ömer Bolat meselesini gazeteci Murat Ağırel gündeme getirmişti Ümit Özlale’nin basın toplantısından önce ve Ömer Bolat da çok uzun bir cevapla bunları yalanlamıştı. Şu anda bakan olan Ömer Bolat yalanladı. Bunun üzerine Ağırel bir başka cevap yazdı. O tartışma sürüyor ve o tartışmanın nasıl gelişeceğini şu anda bilmiyoruz. Bunu bir kere tekrar söylemiş oldu ama Ömer Bolat'ın bu konuda net bir reddiyesi var. Murat Ağırel'in de bu reddiyeye verdiği cevap var. Bakalım o nasıl gelişecek. Ama diğer konuya geldiğimizde, Mahinur Özdemir Göktaş'ın babası Hasan Özdemir ile ilgili konuya geldiğimizde bakan da bir açıklama yaptı, uzun bir açıklama yaptı ve çok net bir şekilde şunu söyledi: ‘‘O Hasan Özdemir benim babam Hasan Özdemir değil. Benim babam Konya doğumlu ve T.C. numarası 18'le bitiyor. Sözünü ettiğiniz kişi Bartın doğumlu, Bartın'a kayıtlı, T.C. numarası şununla bitiyor’’ dedi, açıklama yaptı. Sonra da yanılmıyorsam Meclis’te gazetecilere dedi ki: ‘‘Keşke muhalefet daha zeki olsaydı da araştırsaydı’’ dedi.
Şimdi bu çok çarpıcı bir şey. Yani şimdi Hasan Özdemir isminin isim benzerliği ihtimali çok olabilecek bir şey, gerek Hasan adı gerek Özdemir soyadı ve bakan kendinden çok emin bir şekilde söylüyor. T.C. numaraları, nüfusa kayıtlı yerler veriyor ve ‘‘Benim babam kesinlikle değil’’ diyor. ‘‘Her türlü şeye de varım’’ diyor. Bakan haklı mı? Gördüm, ilk başta bu açıklamanın ardından, Ümit Özlale’nin açıklamasının ardından sosyal medyada gördüğüm birçok kişi sonra şeylerini çektiler. Mesela birisi bakanı istifaya davet etmişti. Sonra açıklamayı görünce ondan vazgeçti, özür diledi vesaire. Başkaları da oldu. Şimdi bu gerçekten isim benzerliği mi? Ve burada çok da ilginç bir nokta var. Garip bir tecelli diyelim. Bundan kısa bir süre önce iktidar yanlısı bir trol hesap, saldırgan bir hesap Ümit Özlale’nin adını vermişti, ‘‘fonda parası var’’ diye, hatırlarsınız. Ve Ümit Özlale de bunun isim benzerliği olduğunu göstermişti ve o adı olmayan ama kim olduğunu bir şekilde bilenlerin bildiği o kötücül hesap da özür dilemek zorunda kalmıştı. Şimdi aynı Ümit Özlale’nin, ki Ümit Özlale ad ve soyadının benzerliği ihtimaline kadar düşünün ama bunun isim benzerliği olduğunu, kendisiyle alakasını olmadığını kanıtladı ve olay kapandı. Şimdi Hasan Özdemir isimli bir hesap üzerinden bakana yönelik... Tabii burada ilginç bir husus da var. Fatma Betül Sayan Kaya da aynı işte kadın, çocuk vesaire sosyal işler bakanı idi, eski. Şimdiki de aynı onun devamı. Onun da olduğu gibi bir durum çıkmıştı ortaya ama bakan çok net bir şekilde bunu yalanlıyor.
Böyle bir hatayı YENİ Parti yaptı mı? Nasıl yapar? Yaptıysa nasıl yapar? Ve bu tabii ki çok sıkışmış olan iktidarın işine nasıl yarar? Yarın öbür gün biz, hani dedi ya ‘‘Pazartesi gününe kadar açıklamazsanız açıklayacağız.’’ Pazartesi günü yeni bir açıklama yaparsa elimiz korkak alışacak. ‘‘Acaba doğru mu? Acaba araştırdılar mı? Gerçekten böyle mi?’’ diyeceğiz. Yani burada çok hani iyi başladı, çok kötü gelişiyor. Zeynel Emre herhâlde bunları görünce morali bozuluyordur. O ilk baştaki fon krizine damgasını vuran ana muhalefet partisinin yerini kısa bir süre içerisinde başka bir şey aldı gibi gözüyor. Bakalım nasıl gelişecek olaylar ama tekrar baktığımız zaman T.C. numaraları şunlar bunlar... Ömer Bolat meselesi ayrı bir tartışma olarak sürüyor. Tabii ki bir bakanın fonda parası olması meselesi ayrı bir konu. Ama kendisi özel sektörden gelmiş birisi olarak da zamanında yapmış olabilir şu bu. O ayrı bir konu ama özellikle Mahinur Özdemir Göktaş konusunda çok kritik bir hatanın yapılmış olma ihtimali var. Bu da iyi başlayan sınavın, YENİ Parti'nin iyi başladığı fon kriziyle, fon krizinden hareketle iktidarı zorlama sınavında çok ciddi bir şekilde tökezlediğini bize gösterir diye düşünüyorum. Öte yandan tabii ki şunu da biliyoruz; İzmir olayında da şu ana kadar ne Cemil Tugay'ın transferini engelleyebildiler ne de transferin ardından ona yönelik toplumsal tepkiyi örgütleyebildiler. Bu da ayrı bir not ve bunların üst üste gelmiş olması da YENİ Parti için hiç de iyi şeyler değil. Tabii YENİ Parti'nin bazı konularda böyle bocalıyor olması CHP'nin güçlendiği anlamına gelmiyor. CHP artık yok hükmünde ama şu ortaya çıkıyor; seçmenin, muhalif duygulara sahip olan seçmenin siyasete ve siyasetçilere, siyaset kurumlarına olan güveni, ki zaten çok zayıftı, iyice zayıflıyor.
Bugün bir ölüm haberiyle yine bir ithaf. Yine dün hayatını kaybeden bir insan hakları ve hukuk savunucusu avukat Alp Selek'e ithaf. Alp Selek'in adını ben kendimi bildim bileli bilirim. Neden kendimi bildim bileli? Çok küçük yaşta diyelim, hani ortaokul çağlarında Galatasaray Lisesi’nde okurken sol hareketle tanıştığımızda o dönemde en çok karşımıza çıkan isimlerden birisiydi Alp Selek. Solcu, sosyalist bir avukattı. Onun Türkiye’de işçi sınıfı tarihinde çok önemli bir yeri olan Kavel direnişindeki rolü çok iyi bilinir, daha genç bir avukatken. Daha sonra 12 Mart ve 12 Eylül döneminde davalara girdi. 12 Eylül'de kendisi Türkiye İşçi Partisi yöneticisi olduğu için 4,5 yıl hapis yattı. Ama Alp Selek'i yeni dönemde kamuoyu kızı Pınar Selek nedeniyle çok sık duydu. Kızına açılan dava, ki 25 yıl galiba oldu, sürüyor; bitiyor, yeniden açılıyor, şu oluyor bu oluyor. Baba olarak kızının avukatlığını, ki Pınar Selek uzun bir süredir Fransa'da yaşıyor artık, o davaları üstlendi Alp Selek ve dün 95 yaşında hayatını kaybetti. Cumartesi günü saat 12.00'de İstanbul Barosu'nda kendisi için bir tören düzenlenecek, daha sonra defnedilecek. Kendisini saygıyla ve sevgiyle anıyorum ve uğurlamak istiyorum.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
11.10.2026 Gazetecileri sahipsiz olan bir ülkeyiz
10.10.2026 CHP'den seçilen bir belediye başkanı niçin AKP'ye geçer?
09.10.2026 YENİ Parti'nin fon kriziyle kötü sınavı
05.10.2026 AKP milletvekili Serkan Bayram’ın 72 saat sürmeyen sert iktidar eleştirisi
04.10.2026 Fon krizinden hareketle din ile ahlak ilişkisini yeniden düşünmek
03.10.2026 Tek adam rejimi bağlamında fon krizini anlamak
02.10.2026 Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu ve CHP’yi kullanım süresi dolmuşa benziyor
01.10.2026 Zincirlerinden boşanmış sansür siyasal iktidarı kurtarabilir mi?
01.10.2026 Hatem Ete ile söyleşi: Seçmen YENİ Parti-CHP ayrışmasında kime, ne ölçüde destek veriyor?
30.09.2026 Fon krizi seçmen davranışlarını nasıl etkiler?
11.10.2026 Gazetecileri sahipsiz olan bir ülkeyiz
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı