“Çerçeve yasa”nın eli kulağında

21.07.2026 medyascope.tv

21 Temmuz 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. Dün DEM Parti'nin İmralı heyeti gitti 5 saat görüştü. Normalde bu görüşmenin çarşamba ya da perşembe günü yapılması bekleniyordu ama bir an önce yapıldı ve ardından bugün Meclis Başkanı’nın parti liderleri ya da grup yöneticileriyle konuşmasına tanık olacağız. İlginç olan Kemal Kılıçdaroğlu'yla görüşecek ama Özgür Özel'le görüşüp görüşmeyeceğini bilemiyorum. Benim bildiğim kadarıyla henüz öyle bir şey yoktu ama olması gerekecektir herhalde. Çünkü Meclis’te Özgür Özel'in çizgisindeki CHP milletvekili sayısı Kılıçdaroğlu'nun çok çok üstünde. İYİ Parti ile de görüşmeyeceğe benziyor ama Yeni Yol grubuyla görüşecek. MHP ile Devlet Bahçeli ile görüşecek ve AK Parti grup başkanıyla da görüşecek Numan Kurtulmuş.
Gündem çerçeve yasa. Çerçeve yasa ne? Çözüm sürecinde PKK'nın silahsızlanmasındaki en kritik ilk aşama. Öyle söyleyelim. Bu düzenlemenin olup olmayacağı bir süredir merakla bekleniyordu. Erdoğan'ın sürekli ertelediği bir yasa bu. Öcalan'ın da çok ciddi bir şekilde önem verdiği bir yasa. Aynı şekilde Devlet Bahçeli de bu yasanın bir an önce çıkmasını istiyordu. Bu yasanın detayları henüz belli değil ama PKK'ya özel bir yasa olacağı kesin. Dolayısıyla başka terör örgütleri vesairenin yararlanma imkânı olmayacak. PKK ile yürütülen müzakerelerin bir sonucu olacak bu yasa. Ama yasada çok ciddi pürüzler çıktı. Özellikle Kürt hareketiyle yani Öcalan'la, DEM Parti ile ve Kandil'le anlaşmanın sağlanamadığı söyleniyordu yakın bir zamana kadar. AK Parti yönetiminin yasadan dolayı bir tedirginliği olduğunu biliyoruz. Özellikle Öcalan ve üst düzey örgüt yöneticilerinin affedildiği intibası bırakacak bir düzenlemeye yanaşmayacaklarını anlıyorduk ve sanki olay yatmış gibiydi. Yapılan açıklamalar, gerek DEM Parti'den gerek Kandil'den yapılan açıklamalar bu yöndeydi ve en önemlisi de Öcalan'ın mayıs sonundan itibaren heyetlerle ve avukatlarla görüşmesine izin verilmemesiydi. Böyle olunca sanki bu iş yatıyormuş gibi bir olay oldu ve süreç karşıtları da bundan çok memnun oldu.
Fakat geçen hafta Kandil'e gitmeden kısa bir süre önce çok güvendiğim bir kaynaktan bu sorunun aşıldığını öğrendim. Dedi ki; ‘‘Bir şekilde Öcalan, İmralı heyeti değil de başka birtakım kişilerle, örgütle, hareketle ilgili kişilerle görüşmüş, devletle bir mutabakata varmış ve bu hayata geçecekmiş’’ dedi. Tabii ki aktarım olarak söyledi. Ben de bunun üzerine hareketin içerisinden yurt dışında tanıdığım kişilere sordum. Onlar bana ayrı ayrı ayrı, ‘‘Kesinlikle böyle bir şey yok’’ deyip ardından ‘‘Nereden duydun bunu?’’ diye benden kaynağımı öğrenmek istediler. O soru beni işkillendirdi açıkçası. Normalde asılsız bir olay olsa birisi üfürmüş olur. Onun için kaynağın çok fazla önemi yok. Ben o tepkilerin ardından ‘‘galiba bu iş oluyor’’ duygusuyla Kandil'e gittim. Kandil'de de bunu sorduğumda, özellikle Duran Kalkan'la yayın sonrasında yaptığımız sohbette bunu sorduğumda o hiçbir şekilde bunu doğrulamadı ama yalanlamadı da. Ve zaten izlediyseniz görüyorsunuz o röportajda, bir saati aşkın röportajda Duran Kalkan'ın çok kendinden emin ve stressiz olduğunu görüyorsunuz. Ve ben de dedim ki, ‘‘herhalde bu olay artık oluyor.’’ Nasıl oluyor, detayları bilmiyorum ama bir mutabakat sağlanmış.
Çünkü şunu çok net biliyorduk; Öcalan bu yasaya çok önem veriyor. Bu yasanın kendisine sorulmasını istiyor. Birtakım ön kabulleri, şartları var ve buna burada aralarında devletle uyum olmadığı müddetçe birtakım adımlar atmayacağını gösterdi. Örneğin İmralı'da kendisine hazırlanan, kendisi ve ekibine hazırlanan yeni yerleşkeye yasa çıkana kadar girmeme kararı almış ve benzer şekilde demin de söylediğim gibi mayıs sonundan beri görüştürülmemesi de devletle uyuşmadığını bize gösteriyordu. Ama şimdi belli ki artık bu iş kopmuş. Yani kopmuş dediğim anlaşmazlıklar bitmiş ve hızlı bir şekilde bir yasa çıkacak ve bu yasa birtakım itirazlara rağmen, özellikle seçilmiş CHP’nin burada nasıl bir tutum izleyeceği önemli olacak. İYİ Parti'nin karşı olduğu belli. Kılıçdaroğlu'nun destek vereceği belli bence, birtakım şerhler düşerek yapacaktır herhalde. Onun dışında tabii ki AK Parti grubu, MHP grubu ve muhtemelen Yeni Yol grubu da destek verecektir ve yasa çıkıp ağustos başında uygulamalarını göreceğiz, öyle gözüküyor.
Benim duyduğum kadarıyla ilk olarak Avrupa'dakiler gelecek ya da Batı ülkelerinde yaşayan eski belediye başkanları, milletvekilleri, parti yöneticileri; böyle onlarca yüzlerce siyasetçi var, kadro var. Bunların bir kısmı oralarda yerleşmiş olduğu için dönmek istemeyebilir ama önemli bir kısmının dönüş hazırlığı içerisinde olduğunu zaten duyuyorduk, yasal düzenlemeyi beklediklerini duyuyorduk. Bir de eylül ayında DEM Parti'nin yeni kongresinin yapılacağı düşünülürse bu kişilerin gelip yeni partide aktif bir şekilde rol oynamalarını da bekleyebiliriz. Kandil'den kimler gelecek? Gelecekler var mı? İlk telaffuz edilen, geçen sene 11 Temmuz'da silah yakma olayındaki kişiler, özellikle oradaki var olan ekibin gelmesi sanki söz konusu. En üst düzey isimlerin şu anda olmayacağı yönünde bir beklenti var. Ama onun da bir şekilde, kademeli bir şekilde gündeme gelmesi kaçınılmaz olacak. Çünkü en son yapılan açıklamada, dün yanılmıyorsam Apocu hareket adına yapılan açıklamada, Mustafa Karasu okudu, tüm kadroların demokratik siyaset yapabileceği bir düzenleme talep ediyorlar.
Ben de Duran Kalkan'a sormuştum, yani ‘‘Türkiye'de siyaset mi yapmak istiyorsunuz?’’ diye. ‘‘Neden olmasın? Tabii ki zorlukları var ama neden olmasın?’’ diye cevap vermişti. Sonuçta PKK'nın kafasındaki formül herkesin bir şekilde geldiği, üst düzey yöneticilerin de Öcalan'la birlikte hareketin yasal, artık tamamen silahtan arınmış hareketin yasal yöneticileri olacağı bir formülü umuyorlar, bekliyorlar ve karşılıklı birtakım çekinceler var. Karşılıklı birtakım güvensizlikler var, kaygılar var ama şu haliyle anladığım kadarıyla iki taraf da vazgeçerse kaybedeceğini biliyor. Ve Duran Kalkan'ın da söylediği gibi kazan-kazan formülü aslında şu anda mümkün. Muhtemelen çerçeve yasa ilk çıktığında Kürt hareketi içerisinde birtakım homurdanmalar olacak ama Avrupa'dan ve Kandil'den ülkeye gelişler başladığı andan itibaren olayın rengi değişecek ve tabii ki geri dönüşler başladığı anda da süreç karşıtlarının yeni bir şeyler söyleyebilmeleri gerekecek. Şunu söyleyeyim; önemli bir eşik aşılmak üzere. Bir şekilde her iki tarafın da tam olarak memnun olmadığı ama sürecin ilerlediği bir döneme giriyoruz gibi geliyor bana. Ve bu da iyi bir şey ve bunun olmasında bir katkım şahsen ve kurum olarak, Medyascope olarak varsa da bu bize mutluluk verir. Bu gerçekten Türkiye'nin ihtiyacı olan bir barışın tesis edilmesi için çok kritik, hayati, elzem adımlar olacağa benziyor. Olmasın diye çalışan, umanlar hayal kırıklığına uğrayacağa benziyor. Umarım ben ve benim gibi düşünenler hayal kırıklığına uğramaz.
Bugün bir büyük sanatçıya müzisyen Cesaria Evora. Cesaria Evora benim Fransız arkadaşım Olivia Abel sayesinde öğrendiğim bir şarkıcı. Müzisyen aslında, evet şarkı söylüyor. Söylediği şarkılara ‘‘Morna’’ deniyormuş. Ve nereli bilin bakalım. Dünya kupasıyla beraber meşhur olan Cape Verde. Ne diyoruz biz buna? Yeşil Burun Adaları. Yeşil Burun Adaları, Cape Verde'nin yetiştirdiği en büyük sanatçılardan, belki de en büyüğü. Özellikle Madonna'nın kendisinden çok etkilendiğini biliyoruz. Yoksul bir ailede büyümüş ve tırnaklarıyla çalışmış, etmiş ve o küçük ülkeden kendini dünya çapında bir sanatçıya dönüştürmüş bir başarı öyküsü. Ama dinleyin, dinleyenleriniz varsa bana hak verecektir; bambaşka bir ses, bambaşka bir duygu. Müthiş bir sanatçı. Ve insan zaten onun fotoğraflarını gördüğünde, onu dinlediğinde nasıl bir ortamdan gelmiş olabileceğini de çok iyi anlıyor. Açık söyleyeyim, ben kendisini ilk dinlediğim zaman Cape Verde'den olduğunu biliyordum ama Cape Verde'yi çok fazla bilmiyordum. Ve Cape Verde yıllar sonra, benim herhalde kendisini keşfettiğim diyelim ki 86 yılıydı, 40 yıl sonra karşımıza bir futbol üzerinden çıktı. Aslında hayatta futbol olsun, sanat, müzik olsun bu tür şeylerde yoksulluğun, yoksunluğun kader olmayabileceğini gösteren iki örnek. Hem Cesaria Evora hem de yıllar sonra, onun ölümünden yanılmıyorsam 15 yıl sonra dünyaya "ya bunlar nereden çıktı?" dedirten o futbol takımı... Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
26.07.2026 Süreç karşıtlarına acı haber: Engeller teker teker aşılıyor
25.07.2026 YENİ Parti üzerine ilk gözlem ve düşünceler
24.07.2026 Yeni Parti'nin "Türkiye İttifakı"nı gerçekleştirmesi mümkün mü? |
23.07.2026 Önce sürgündeki Kürt siyasetçiler dönecek
22.07.2026 Yeni ana muhalefet partisini beklerken
21.07.2026 “Çerçeve yasa”nın eli kulağında
20.07.2026 Dr. Edgar Şar ile söyleşi: CHP’den “yeni parti”ye süreklilik ve değişim
20.07.2026 Kandil izlenimleri (3): Yarım yüzyıllık bir sayfa kapanmak üzere
19.07.2026 Kandil izlenimleri (2): Üniformalar ne zaman çıkarılacak?
18.07.2026 Kandil izlenimleri (1): Cümleler Öcalan ile başlıyor Öcalan ile bitiyor
26.07.2026 Süreç karşıtlarına acı haber: Engeller teker teker aşılıyor
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı