Kandil izlenimleri (3): Yarım yüzyıllık bir sayfa kapanmak üzere

20.07.2026 medyascope.tv

20 Temmuz 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi haftalar ve iyi sabahlar. Perşembe günü arkadaşım Kaya Heyse ile Kandil'de PKK'nın kurucularından ve üst düzey yöneticilerinden Duran Kalkan'la bir röportaj yaptık, 70 dakikaya yakın süren bir video röportaj ve bunu cuma öğleden sonra yayınladık ve ben de cumartesi, pazar ve bugün izlenimlerimi anlatıyorum. Bugünkü son olacak. Yalnız bugün saat 15.00'te sizlerle, izleyicilerle yine bu konuyu konuşacağız. Sizin sorularınız, yorumlarınız ve eleştirilerinizle Duran Kalkan röportajının bir tür öyküsünü anlatacağım, öyle söyleyeyim.
Peki bitirirken neden bahsetmek istiyorum? Tabii ki başta ilk gün dediğim olaya tekrar göndermeli bir şekilde; süreç ne olacak? Kandil'e gidildiği zaman süreç hakkında ne görülüyor? Bir kere bu konuda bir şeyler söylemek istiyorum. Bazı şeyler tekrar olacak belki ama şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Son dönemde yapılan, yani süreç öncesi yapılan ve süreç zamanında da aslında PKK hakkında, örgüt hakkında yapılan birtakım yorumlar var, biliyorsunuz; ‘‘Çok büyük darbeler alıyor, çok köşeye sıkıştı, etkisi kalmadı’’ vesaire. Bunu Kandil'de çok fazla gördüğümü söyleyemem. Tabii ki şunu özellikle vurgulamak lâzım, neredeyse iki yıla yakın bir süre süreçle beraber çatışmalar durdu, dolayısıyla bir rahatlık hâli var.
Diğer husus da şu; biz Kandil'de öyle yüzlerce militan falan görmedik, onlar dağlık kesimde. Biz daha çok köylerin olduğu yerdeydik. Dağlık kesimde, mağaralarda, belki de tünellerde yaşıyorlarmış ama binlerce kişiden bahsediliyor. Özellikle de şunu vurgulamak lâzım, Suriye'deki son gelişmelerin ışığında varılan anlaşma gereği Suriye'deki Suriyeli olmayanların tahliyesi söz konusu oldu ve bunlar Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin de göz yummasıyla Kandil'e taşınmışlar. Yani Suriye'dekiler, Suriye'deki Suriyeli olmayan, büyük bir çoğunluğu Türkiye, bir kısmı İran ve belki de Irak vatandaşı olan Kürtler.
Ama onun dışında bir de şöyle bir şey var; Suriye'de bir grup Türkiye'den gelmiş sol sosyalist birtakım gönüllüler de vardı. Onlar da anladığım kadarıyla Kandil'e transfer edilmişler, onlar da Kandil'de duruyorlar. Nerede nasıl duruyorlar görmedik. Belki bundan sonra başka röportajlarda o konularda da röportajlar yapmamıza izin verirler, bilemiyorum. Ama yapmak istediğimizi buradan tekrar söyleyeyim. Ama şunu gördük, ilk andan itibaren organizasyonları çok başarılı bir örgütle karşı karşıyayız.
12 yıl önce de 13 yıl önce de Kandil'e gittim. 2013'te gittim, 2014'te gittim. Üç kere gitmiştim Kandil'e. Daha önce de ilk yaptığım Duhok'ta Duran Kalkan röportajıydı. Oralarda da görmüştüm aynı organizasyon becerisini. Profesyonellik açık söylemek gerekirse, bunu bu sefer de gördük. Yani arada çok ciddi çatışmalar çıktı. 2015 sonrası yaşanan çatışmaları Duran Kalkan, örgüt tarihindeki en sert dönemlerden birisi olarak tanımladı. Buna rağmen varlığını güçlü bir şekilde sürdüren bir örgütten bahsediyoruz.
Bir diğer dikkatimi çeken husus; az sayıda örgüt militanı gördük değişik mekânlarda, Kandil'de. Çünkü bir gün fazla kaldık ve biraz dolaştık. Gençlerin oranı çok yüksekti. Bunu şundan söylüyorum, zaten PKK gençlerin katıldığı bir yerdir diye biliyoruz, zaten hep öyle. Ama son dönemde katılımların çok düştüğü, azaldığı söyleniyordu. Biz de bunu doğru kabul ediyorduk. Ama orada gördüğüm militanların yarıdan fazlası 20'li yaşlarındaydı en fazla. Kadın ve erkek, onu da özellikle vurgulamak lâzım. Bu kişiler ne istiyorlar? Bu kişilerin ne istediğini ilk gün de söylemiştim. Bu kişiler Abdullah Öcalan'ın devletle yürüttüğü müzakereleri önemsiyorlar ve bunun kendilerinin kaderini belirleyecek bir şey olduğunu da görüyorlar. Konuştuğumuz kadarıyla, özellikle Türkiye'den gelen, Diyarbakır'dan, Van'dan gelen, kimileri daha deneyimli birtakım militanlarla konuştuğumda, açıkçası hızlı bir şekilde Türkiye'ye dönme ihtimalini pek görmediklerini hissettim. Çünkü devlete güvenmiyorlar. Ama bir diğer yanda, tekrar olacak ama, Öcalan'a çok güveniyorlar, hayli güveniyorlar. Yani artık burada sıfat bulamıyorum.
Olay çok açık; devletle Öcalan'ın anlaşması durumunda, örgüt o anlaşmaya uyacak. Onu görebiliyoruz. Onun içerisinden birileri anlaşmanın şu ya da bu maddesine ya da çerçevesine itiraz edip silahlı mücadeleyi sürdürmeye niyetlenebilir. Çok sanmıyorum ama niyetlense bile buradan bir sonuç alma ihtimalini ben görmüyorum. Benim gördüğüm, tabii ki dağdaki bütün militanlarla, çok sayıda militanla konuşma imkânı vesaire olsaydı daha detaylı birtakım şeyler söyleyebilirdim ama yine de epey kişiyle konuştuk. Birbirinden farklı konumdaki kişilerle konuştuk ve şunu gördük ki insanlar olacağına pek ihtimal vermeseler de çözüme hazırlar ve özellikle tabii Duran Kalkan'la yaptığım röportajdan benim çıkarttığım da bu olayın büyük ölçüde aslında örgütün kafasında hallolduğu yolunda.
Çünkü şimdi görüyorum birtakım kişiler, Medyascope'ta da yazanlar var, Duran Kalkan'ın çok da bir şey söylemediğini iddia ediyorlar. O kanıda değilim. Buna karşılık birçok kişi de, birbirinden farklı siyasi görüşten kişi de onun söylediklerinin çok önemli olduğunu vurguluyorlar. Bence de öyle. Duran Kalkan'ı az buçuk bilen birisiyim, örgütün jargonunu diyelim bilen birisiyim ve özellikle de son bu çözüm sürecinde Duran Kalkan, Murat Karayılan, Cemil Bayık, Mustafa Karasu, Sabri Ok gibi isimlerin yaptıkları açıklamaları da satır satır okumuş birisiyim.
Duran Kalkan'la beraber benim gördüğüm, artık bu defter kapanıyor. 50 yıl, yaklaşık 50 yıl… Şimdi bunun değişik tarihleri var tabii ki ama 70'li yılların ortasında Ankara'da Duran Kalkan'ın da olduğu, Abdullah Öcalan, Cemil Bayık, yaşayanları söylüyorum, bir grup tarafından kurulmuş bir örgütten bahsediyoruz ama örgütün ilk ciddi çıkışı 1984 Ağustos ayında Eruh ve Şemdinli baskınları. Yani 84'ü milat olarak alırsak 42 yıl. Ama o ilk Ankara'daki kuruluşu alırsak 50 yıl, neredeyse 50 yıl. Bu defter kapanıyor çünkü bunun birçok nedeni var. Duran Kalkan bunu özellikle bölgesel gelişmelerle irtibatlandırdı. Öcalan da görüşmelerde bunu söylüyor.
Ama bir diğer husus da şu, onu özellikle vurgulamak lâzım: Abdullah Öcalan, Duran Kalkan, Cemil Bayık gibi isimler, buna Murat Karayılan'ı ve diğerlerini de ekleyebiliriz, artık 70 yaş ve üstü kişiler ve bir yerden sonra bu defterin kapanıp kendilerinin Türkiye'ye dönmesi ya da yasal siyaset yapma imkânı bulmaları onlar için çok iyi bir jübile olur ve buna razılar gibi görüyorum. Aksi takdirde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni pes ettirmek gibi bir düşüncelerinin olduğunu hiç düşünmüyorum, yani kuruluşundan bu yana kadar. Öcalan'ın belli bir tarihten itibaren en çok dile getirdiği husus, Birand röportajlarından itibaren düşünün; muhatap alınmak, devlet tarafından muhatap alınmaktı. Değişik dönemlerde oldu ve şimdi bunun zirvesindeyiz. Ve şu anda Öcalan'ın muhatap alındığı, Öcalan üzerinden PKK'nın, Kürt siyasi hareketinin muhatap alındığı ve bir anlaşmaya varılmak üzere olduğunu görüyoruz. Sonuçta ne oluyor? 50 yılın sonunda kaybetmemiş oluyorlar. Kazandıkları nedir? O ayrı bir tartışma konusu ama kaybetmemiş olmak bile başlı başına bu kişiler için çok, ne denir, başarılı bir hayat bilançosu olabilir. Ben bu kanıdayım. Tabii ki bunun gerçekleşmemesi için çalışan çok kişi var ama gerçekleşmesi için çalışanlar da var. Bakalım hangisi kazanacak.
Bugün Fransız sinemasının büyük bir oyuncusundan bahsedeceğim. Kendisi 87'de öldü. 60'larda ve 70'lerde çok bilinen bir isim. Ben onun 70'lerdeki filmlerini daha çok bilirim. Lino Ventura. Lino Ventura, Fransız sinemasına damga vuran birisi ama İtalyan. Çok erken yaşta Fransa'ya geliyor. Hayatının büyük bölümü Fransa'da geçiyor ve Fransız sinemasının öne çıkan isimlerinden birisi ama hiçbir zaman İtalyan kimliğini bırakmamış, Fransız vatandaşlığını da kabul etmemiş birisi. Lino Ventura, şöyle söyleyeyim, tam ‘‘ağır abi’’ olarak tanımlanabilecek birisi. Evet, ‘‘ağır abi’’ diye söyleyebileceğimiz birisi Lino Ventura.
Genellikle polisiyelerde oynadı, suç filmlerinde oynadı. İlginç olan şu; ya dedektifti, komiserdi ya da gangsterdi. Bazı filmlerinde öyle, bazı filmlerinde böyle. Bir ilginç husus, kendisi profesyonel güreşçilikten geliyor ve güreşçilikten sonra bir sakatlık geçirip sinemaya yönelen birisi. Ve Fransız sinemasının ağır yönetmenleri Claude Sautet gibi, ama en önemlisi Louis Malle gibi isimlerle beraber oynamış, hep dikkat çekmiş, damga vurmuş. Kimi zaman başrol ama kimi zaman da yardımcı rollerde yer almış birisi. Zihinsel engelli bir çocukları olduğu için eşiyle beraber kendisini engelli çocuklara yönelik kampanyalara adamış, vakıflar kurmuş iyi bir insan. Ve son olarak, Fransız sinemasına damga vurmuş bir İtalyan olarak 1987 yılında 68 yaşında hayata gözlerini yummuş. Lino Ventura'yı saygı ve sevgiyle anıyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
26.07.2026 Süreç karşıtlarına acı haber: Engeller teker teker aşılıyor
25.07.2026 YENİ Parti üzerine ilk gözlem ve düşünceler
24.07.2026 Yeni Parti'nin "Türkiye İttifakı"nı gerçekleştirmesi mümkün mü? |
23.07.2026 Önce sürgündeki Kürt siyasetçiler dönecek
22.07.2026 Yeni ana muhalefet partisini beklerken
21.07.2026 “Çerçeve yasa”nın eli kulağında
20.07.2026 Dr. Edgar Şar ile söyleşi: CHP’den “yeni parti”ye süreklilik ve değişim
20.07.2026 Kandil izlenimleri (3): Yarım yüzyıllık bir sayfa kapanmak üzere
19.07.2026 Kandil izlenimleri (2): Üniformalar ne zaman çıkarılacak?
18.07.2026 Kandil izlenimleri (1): Cümleler Öcalan ile başlıyor Öcalan ile bitiyor
26.07.2026 Süreç karşıtlarına acı haber: Engeller teker teker aşılıyor
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı