Misillemeyi beklerken...

19.12.2013 Vatan

Dün, AKP hükümetinin çok kırılgan bir görüntü verdiğini, gafil avlanmışa benzediğini, bununla birlikte çok sert tepki gösterirse de şaşırmamamız gerektiğini söylemiştik. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın dünkü basın toplantısından misillemenin yakın olduğunu çıkarabiliriz. Her ne kadar o "Cemaat’i hedef almayın" dediyse de hedefte Gülen hareketinin olacağı da kesindir.
 
7 Şubat dersleri
 
Ne var ki hükümetin işi hayli zor. Çünkü inisiyatif Başbakan Erdoğan’ın tabiriyle "karşı taraf"ta. Zira 7 Şubat 2012 tarihli MİT krizinden epey ders çıkarmışa benziyorlar. O gün özel yetkili savcı, hükümetin siyasi bir kararını, PKK ile Oslo’da görüşülmesini suç sayıp MİT yetkililerini sorgulamak ve muhtemelen tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk etmek istemişti. Hükümetin olaya müdahalesinin ardından savcı Sadrettin Sarıkaya’ya Cemaat’in yayın organları dışında pek sahip çıkan olmamıştı.
 
Hükümetin çaresizliği
 
Bu sefer AKP tabanı dahil genel kamuoyunun son derece hassas olduğu yolsuzluk iddiaları soruşturuluyor. Hükümetin güçlü delillerle kotarılmış olma ihtimali hayli yüksek bir yolsuzluk operasyonuna müdahale etmesinin, hele yerel seçimler öncesinde kendi tabanında da kırılmalar yaratabileceği, Erdoğan, diğer AKP kurmayları ve başkan adaylarının imajlarını çok olumsuz etkileyeceği açıktır. Yerel seçimler sonrasına ertelendiği söylenen polis ve adliyedeki Gülen cemaatine bağlı isimleri ayıklamaya şimdi kalkışması durumunda da benzer bir durum söz konusu olacaktır. Ne var ki siyasi iktidarın bu tuzağa kolaylıkla düşmüş olduğunu gördük.
Eğer hükümet bunun bir tuzak olduğunu görmemişse veya görmesine rağmen bu tuzağa düşmüşse, her iki durumda da çaresiz kaldığı sonucuna varabiliriz. Bu arada, siyasi iktidarın kendisini bu kadar doğrudan ilgilendiren bir operasyondan haberdar olmaması veya olsa da bunu engelleyememesi de ayrı bir çaresizlik göstergesidir.
 
Cemaat’in yolsuzluk duyarlılığı
 
Şu anda psikolojik anlamda da inisiyatif Cemaat’te. Kamuoyu operasyonla ilgili dört bir kanaldan akan bilgilerle cezbedilirken, benim gibi "eğer Cemaat-hükümet savaşı bu noktaya gelmemiş olsaydı bu operasyonlar yine yapılır mıydı? diye soranlar, "onu bırakın, hırsızlara bakın" veya "hırsızın hiç mi suçu yok" gibi basit sözlerle susturulmak isteniyor.
Ama olay hiç de bu kadar basit değil. 12 yıla yaklaşan AKP iktidarı döneminde Gülen cemaatinin yolsuzluklar konusunda kayda değer bir duyarlılık gösterdiğine tanık olmadık; medyasında AKP hükümetini rahatsız edecek herhangi bir yolsuzluk haberi de görmedik, hatta Deniz Feneri soruşturmasının örtülmesine katkıda bulunmuş olduklarını da biliyoruz. Yine polis ve adliyedeki Cemaat kadrolarının bunca zaman boyunca AKP’yi hedef alan ciddi soruşturmalar yapmamış olduğu da açık. Buna karşılık, zor zamanlarda devreye sokmak için bu konuda ciddi hazırlıklar yapmış olduklarını da 17 Aralık itibariyle öğrenmiş olduk ve hiç de şaşırmadık. Bundan sonra, hükümetin bütün müdahalelerine rağmen başka ve kimbilir belki çok daha büyük operasyonlar da olabilir.
Lakin Arınç’ın dünkü basın toplantısından, siyasi iktidarın inisiyatifi Cemaat’ten almak istediğini net bir şekilde çıkartabiliyoruz. Kilit cümlenin "Devlet içinde illegal bir örgüt varsa bulmak boynumuzun borcudur" olduğu aşikâr. Hükümete yakın medyada ne zamandır Cemaat’e "illegal örgüt" muamelesi yapılacağının işaretlerini almış olduğumuz için şaşırmadık. Fakat Arınç’tan kısa süre sonra Başbakan Erdoğan’ın çok daha açık ve net bir şekilde devlet içinde bir "çete"nin varlığını kabul etmesi beklenmiyordu.
Erdoğan’ın "bunlar devlet içinde devlet olmuştur. Bu örgütlenmeyi kesinlikle ortaya çıkaracağız. Babamızın oğlu olsa tanımayız. Şuymuş buymuş bizi ilgilendirmiyor" dediği göz önüne alınırsa, hükümetin misillemesinin, cevabının çok şiddetli olacağı anlaşılıyor.
Türkiye’de yepyeni bir dönem başlamak üzere...




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
22.02.2026 Kürt siyasi hareketinin başarısız “süreç” sınavı
21.02.2026 Yeni dinsel hareketler Türkiye’de niçin etkili olamıyor?
20.02.2026 Yine yeniden: Din elden gidiyor
19.02.2026 Burak Bilgehan Özpek ile söyleşi: CHP oyuna mı geldi?
19.02.2026 Vahap Coşkun ile söyleşi: TBMM komisyonu görevini yerine getirdi mi?
19.02.2026 Edgar Şar ile söyleşi: İktidarın hedefi iç cepheyi tahkim değil iç politik dengeyi değiştirme
19.02.2026 Rapor bitti, süreç sürüyor
18.02.2026 Ümit Akçay ile söyleşi: Mehmet Şimşek giderse neler olur?
18.02.2026 “Liderler zirvesi” toplanır mı? Toplanırsa ne olur?
17.02.2026 Türkiye'de burjuvazi var mı? | Prof. Üstün Ergüder anlatıyor
22.02.2026 Kürt siyasi hareketinin başarısız “süreç” sınavı
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı