YENİ Parti’nin yol haritası: Genel Sekreter Yunus Emre anlattı

27.07.2026 medyascope.tv

27 Temmuz 2026’da medyascope.tv'de yaptığımız söyleşiyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Ruşen Çakır: Merhaba, iyi günler. Yeni Parti'nin Genel Sekreteri, İstanbul Milletvekili Yunus Emre ile Yeni Parti'yi konuşacağız. Yunus, merhaba.
Yunus Emre: Merhaba. Merhaba Ruşen abi. İyi yayınlar diliyorum.

Ruşen Çakır: Sağ ol. Öncelikle tebrik ediyorum. Vallahi şaşırdım. Birbirimizi yıllardır tanırız. Aynı zamanda hemşehrilik de var. Ben açıkçası, son kurultayda çıkan MYK'dakine benzer bir MYK bekliyordum. Bayağı bir değişiklik oldu ve genel sekreter olarak da seni gördük. Öncelikle tebrik edeyim ama şunu da sorayım. Bu değişikliklerin motivasyonu nedir?
Yunus Emre: Yani tabii bunun yanıtı bende çok yok. Onu Genel Başkanımız bilir ama samimi bir yanıt vermek gerekirse genel sekreterlik bizim partide geçmiş dönemde de çok tabii etkili önemli işler yapan bir birimdi. Eski partide diyoruz artık, ne yazık ki öyle bir durumla karşı karşıyayız. Ben de o kapsamda Selin Hoca genel sekreterken onunla beraber çalışıyordum. Yani bu konularda hem partinin günlük işleyişi bakımından hem birtakım politika geliştirmeleri, strateji, işte araştırmalar falan bu konularla da ilgili olduğum için netice itibarıyla bir devamlılık da var aslında. Yani ben bu konuların çok uzağında bir kimse değilim. Selin Hoca’yla da çok yakın şekilde bu konuları çalışıyorduk. Tabii diğer birimlerde de arkadaşlarımızın da partide bu yönde tecrübeleri, çalıştıkları alanla ilgili daha önceden getirdikleri birikimleri olduğunu da biliyorum. Bizim işimiz biraz daha farklı tabii biliyorsun. Çünkü genel sekreterlik daha çok hani partinin yazı işleri, arşivi, dokümantasyonu, işte politika geliştirme hadiseleri; yani tüzükte oldukça kapsamlı bir konu bu. O nedenle bu kuruluş aşamasında bizim işimiz daha yoğun tabii. Yani partinin kuruluşu aslında hukuki olarak gerçekleşti ama bu bir yandan da hani örgütlenme ve kurultayı yapma bakımından ve toplumla kurulacak ilişkiler bakımından da bir kuruluş süreci aslında. Yani sadece dilekçenizin kabul edilip onun alınması ve tasdik edilmesiyle biten bir şey değil. Partinin, partinin örgütünün toplumla kurduğu ilişkilerin tanzim edilmesi gerekiyor. O yüzden epey işimiz olacak önümüzdeki günlerde.

Ruşen Çakır: Partiyi cuma günü kurdunuz. Adı Yeni Parti. Logosu çok sade bir logo. Hem partinin adına hem de logoya yönelik birtakım eleştiriler de geldi. Takip ettiğinize eminim. Ne diyorsunuz bu konuda?
Yunus Emre: Şöyle tabii, bu logo konusu biraz daha farklı. Yani orada değişiklikler de olabilir. Önerileri biz de izliyoruz. Yani bu konuda farklı raporlar da yapılıyor. Ama şunun bilinmesini istiyorum; yani biz böyle partinin adı ya da logosu gibi konularda ‘‘hadi aklımıza bu geldi de şöyle bir şey yapalım’’ gibi hareket etmiyoruz. Yani bayağı bunlarla ilgili çalışmalar yapılıyor. Araştırmalar yapılıyor. Uzmanlarla değerlendirmeler yapılıyor. Bazı niteliksel araştırma yöntemleriyle sosyal bilimlerin birtakım araştırmaları da yapılıyor ve bunlar raporlanıyor ve böyle bir karar oluşturuluyor. Tabii bakıldığında hani çok sade görünmesi belki farklı bir değerlendirme sonucunu getirebilir ama bizim açımızdan ise daha yalın olması ve yeni vurgusunun önde olması, toplumdaki yenilik ve değişim beklentisiyle bunun örtüşüyor olması önemli. Ama öyle bir durumdayız ki yani Ruşen abi böyle birçok şeyi bir arada düşünmek gerekiyor. Yani işte, ‘‘Aman daha önce alınmamış bir parti adı olması lazım ki tesciliyle ilgili bir sorun olmasın. Aman bir şeyler çok basında yer almasın ki sonra gidip birileri efendim işte Yargıtay’dan şunu yaparlar, tutarlar efendim müracaatımızı bizim yerimize yaparlar falan...’’ Yani sonuç olarak çok böyle açıklıkla sizlerle, basınla, toplumla paylaşarak, tartışarak ilerleyemedik maalesef az önce anlattığım zorluklardan ötürü, yani hızlı bir şekilde tescil edilmesine yönelik arayışımızdan ötürü. Ama şunu bilmenizi istiyorum. Yani biz cuma günü müracaatımızı yaptık. Cumartesi günü Meclis’in web sayfasında bizimle ilgili, milletvekilleriyle ilgili ifadeler artık işte ‘‘Yunus Emre Yeni Parti İstanbul Milletvekili’’ olarak yazıyordu. Yani 24 saatten kısa bir süre içerisinde bütün işlemleri tamamlamış olduk. Yani hedefimiz oydu. O hedefe ulaştık.

Ruşen Çakır: Peki şunu söyleyeyim. Benim bildiğim Yunus Emre çekirdekten Cumhuriyet Halk Partili değil mi, çok çok eski zamandan beri? Birçok genel başkan döneminde çalıştın. Sadece sen değil tabii ki o partinin kurucusu olan 91 milletvekilinin de büyük bir kısmının öyle olduğunu biliyorum. Ve şu ikilem hep konuluyor biliyorsun bu tür olaylarda: Süreklilik ve değişim. Yani burada ‘‘Yeni Parti neyi sürdürecek? Neyi değiştirecek?’’ tartışması herhalde en kritik nokta bu olacak. Ne diyorsun?
Yunus Emre: Aslında bizim programın başlangıç bölümünde bu konuyla ilgili bir yanıt veriyoruz. Yani neyi devam ettiriyor? Bir defa gerçekten Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin özünü, bu cumhuriyetin özünü oluşturan temel ilkeler, başta Atatürk ilkeleri olarak Altı Ok olmak üzere ve tabii günümüzün ihtiyaçlarıyla bunların yorumlanması, değerlendirilmesi çok temel vazgeçilmez bir ilke. Devamlılık arıyorsak bu devamlılık ögesi olarak başlıca duruyor zaten. Partiyi de çağdaş sosyal demokrat parti olarak tanımlıyoruz ve bu çağdaş sosyal demokrat parti olmanın gereği olarak evrensel sol değerlere; eşitlik, özgürlük, dayanışma başta olmak üzere bunlara vurgu yapıyoruz ve bunları sahipleniyoruz. Ve tabii yine Cumhuriyet Halk Partisi'nde de bu vurgu vardı hatırlayacaksınız. Yani Anadolu'da var olan insan sevgisine dayalı olan bir düşünce mirasımız var, bunu da sahipleniyoruz. Ama tabii tekrar ifade ediyorum, bu devamlılık ögelerinin yanında esas değişim ögesi şurada; biz cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak ve iktidar olmak için bu partiyi kurduk. Ve bunu gerçekleştirmek için en önemli başarmamız icap eden konu da bir Türkiye ittifakını, son yerel seçimlerde oluşturduğumuz Türkiye ittifakını daha da geliştirebilmek ve çok farklı toplum kesimlerinin desteğini alabilmek. İşte burada da senin sorunun içerisinde aranılan bu değişim ögesi var. Yani bir yanıyla Türkiye'deki bu kara düzeni, Genel Başkanımızın ifadesiyle bu kara düzeni sona erdirme azminde olan, bu kara düzenin mağdurları olan toplum kesimlerini seferber ederek öyle bir iktidar yolculuğu biz programlıyoruz. Çünkü burada şunu biliyoruz ki 25 yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının sonucunda hem ülkenin zenginliğinin hem de siyasal gücün bir küçük azınlığın elinde toplandığı ama milyonlarca vatandaşımızın, Türkiye'nin çok büyük çoğunluğunun türlü sorunlarla, ızdıraplarla karşı karşıya olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Ve biz bu vatandaşlarımızın, insanların, seçmenlerin bu değişimin öznesi olduğu, onların harekete geçtiği bir siyaseti Türkiye'nin önüne koyacağız. Çünkü hatırlayacaksınız yani 19 Mart'tan sonra mitinglerle kendini gösteren, herhalde bunların en önemli örneklerinden birisi Yozgat'taki o traktörlerle geçiş ve işte "Turp ile şalgam ile ülke yönetilmez" çıkışı olmuştu bir vatandaşımızın. Oradan başlayan ama özellikle bu 21 Mayıs sonrası sokaklarda o yaptığımız esnaf ziyaretlerinde, yürüyüşlerde daha da netlikle görülen bu büyük toplumsal değişim hareketi. Yani dikkat edersen Ruşen abi özellikle kamuoyunun bunu bilmesini istiyorum. Tamam, bizim bir partimiz var ama biz artık büyük bir toplumsal değişim hareketi olarak seçmenlerin karşısındayız. Bu yepyeni bir durum. Yani parti var ama parti bu değişimin aracı. Yani eskiden siyaset Türkiye'de daha çok siyasal kurumlar merkezli ve partinin kendi kimliği, partinin tüzüğü, partinin tarihsel mirası merkezliydi. Şimdi artık hareket merkezli, toplumun daha ön planda olduğu, toplumun değişim arzusunun ve bu iktidardan var olan artık bıkkınlık, bu değişim motivasyonu bizim yeni mücadelemizin en önünde olan, merkezinde olan unsurlar ve bu değişim ve bunun sokaktan geçtiği, bu değişimin kendi kendine gerçekleşmeyeceği; bu değişimi biz yapacağız kardeşim. Bu değişimi biz nasıl yapacağız? Vatandaşlarla beraber yapacağız. Yani bütün bu vurgular aslında az önce ifade ettiğim gibi bizim programın da başlangıç bölümünde ele alınan yeni bir siyaset yaklaşımı burada var.

Ruşen Çakır: Peki şimdi biraz şeye bakalım, yol haritasına. Meclis’te yarın bir kapalı grup toplantısı yapıp birtakım yetkili isimlerinizi seçeceksiniz. Ana muhalefet partisi konumuna geldiniz. Bu arada 91 milletvekili, Özgür Özel dahil; ilk başta ‘‘40'ı zor bulurlar, 50 bile olamaz’’ falan denmişti. Ve benim bildiğim kadarıyla daha sonra da CHP'de kalan bazı isimlerin katılma ihtimali olduğunu da biliyorum. Neyse. Üyelik ne zaman başlayacak? İnsanlar ne zaman — çok konuşuluyor biliyorsun — partiye bağışta bulunabilecekler? Bütün bunlar herhalde senin sorumluluk alanına giriyordur bir şekilde diye düşünüyorum Genel Sekreter olarak. Nasıl bir şey var? Ben geçen bir yerde gördüm, Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin söylediği birtakım şeyler var ama kafam karıştı. Şu tarihte şu, şu tarihte bu... Nasıl oluyor bunlar?
Yunus Emre: Şimdi tabii hep birtakım hukuki prosedürlerin tamamlanması gerekiyor. Ama çok uzak değil. Yani bu hafta içerisinde, herhalde çarşamba günü olacağını düşünüyorum, üyelikler internet yoluyla olmaya başlar. Bu haftayı geçmeyecek. Herhalde çarşamba en makulü. Aynı kapsamda da maddi yardımlar, bağışlar alabilmek için hemen birkaç gün içerisinde gerekli duyurular yapılır. Bugün Genel Başkanımızın bir televizyon programı var biliyorsunuz Halk TV'de. Bazı şeyleri ben bu sınırlar içerisinde söylemiş olayım. Çünkü bazı konularda doğrudan Genel Başkanımızın kendi açıklaması uygun olacaktır. Ama yani hem bu bağışların yapılabilmesi hem üye olunabilmesi konusu bu hafta başlamış olacak. Burada tabii bir de örgütlenme meselemiz var ki biz çok hızlı şekilde kurultayımızı yapmak istiyoruz. Örgütlerimiz bakımından ise yani zaten geçmişte Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında beraber çalıştığımız çok başarılı arkadaşlarımız vardı. Çok yeni katılımlar da oluyor. Bundan da büyük mutluluk duyuyoruz. Burada bir de tabii ki çok temel bir konu bizim açımızdan partimizi seçimlere katılma yeterliliği olan bir parti haline getirebilmek ve biliyorsunuz bu ancak kurultayı yani bütün illerde, ilçelerde kongrelerimizi tamamladıktan sonra kurultayı yapmakla mümkün oluyor ve Ekim ayını hedefliyoruz kurultayı yapmak için de. Bu nedenle çok hızlı şekilde de yani önümüzdeki haftalar içerisinde partimizin il ve ilçelerdeki kurucu heyetlerini oluşturmuş olacağız ve onlar da seçimlerini gerçekleştirerek ilçe kongrelerini yapacaklar. Şeyi anlıyorum, yani netice itibarıyla biraz kafa karışıklığı olmasını anlıyorum ama şu kadarını size söyleyeyim. Bakın, 21 Mayıs günü Türkiye'nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi'ne iktidar eliyle bir kayyum atandı. Çok hızlı sürede bütün hukuki mücadeleleri yaptık. Daha bunun ikinci ayında ise toplumun karşısına yeni bir parti, yeni bir program, yeni bir kadroyla çıktık ve her seferinde ‘‘ya bunlar başaramazlar, dağılırlar, şu kadar insan peşinden gider’’ falan gibi laflar edilirken Cumhuriyet Halk Partisi il başkanlığının neredeyse tamamı, milletvekillerinin üçte ikisinden fazlası ve ama hepsinden önemlisi Cumhuriyet Halk Partisi seçmeninin neredeyse tamamı ama onu da aşan ölçüde bir toplum desteği Genel Başkanımızın ve bizim arkamızda bulunuyor. Bunun çok kritik olduğunu düşünüyorum. Esas Ruşen abi bizim mücadelemizin en önemli noktalarından birisi şu: Bir otoriter siyasal rejim altında bir demokrasi hareketini esnek bir şekilde bütün zorlukları da göğüsleyerek diri tutuyoruz ve vatandaşları seçeneksiz bırakmamak ve Türkiye'nin önündeki demokrasi kapısının kapanmasına müsaade etmemek için bir mücadele yapıyoruz. Bu noktaya kadar da iyi bir şekilde getirdiğimizi düşünüyorum. Ama bundan sonraki temel önceliğimiz hemen bu kurultayımızı gerçekleştirmek ve ilk fırsatta da seçimlere katılma yeterliliğine sahip bir parti haline partimizi taşımak. Vatandaşların da buradaki yoğun desteğini hepimiz görüyoruz. Yani bu az önce senin bana yönelttiğin soruyu emin ol vatandaşlar da telefon açıp soruyorlar: ‘‘Ne zaman üye olacağız? Ne zaman bu partiye bağışta bulunabileceğiz?’’ Çünkü şunu da görüyorlar ki yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin yüzlerce parti binası vardı, yüzlerce aracı vardı ama o parti binaları, o araçlar Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'de demokrasiyi korumak için ve geliştirmek için mücadele etsin diye vatandaşların yardımlarıyla ve hazine yardımıyla satın alınmıştı. Bugün demokrasinin Türkiye'de ortadan kaldırılmasına hizmet eden bir konumda bir kadronun elinde bulunuyor. Bizim elimizde bir imkan bulunmuyor ama vatandaşlarımız bu imkanları sağ olsunlar bize sağlayacaklarını düşünüyorlar. Bu bizim açımızdan daha da büyük bir sorumluluk kaynağı. Şimdi bugün beni Artvin'den bir vatandaşımız aradı. Diyor ki: "Emekli maaşımı bağışlayacağım ama hâlâ bize bir bağış şeyi bırakmadınız." Yani bunu şundan söylüyorum; bakın, bu tek tek vatandaşın yaptığı katkılardan öteye yani nasıl bir fedakarlık anlayışının var olduğunu gösteren, her gün somutlanan önümüzde örnekler var. Bunun bizim üzerimize yüklediği sorumluluğun ne kadar ağır olduğunun farkındayız. Yani bunun bilinmesini istiyorum.

Ruşen Çakır: Peki şunu sormak istiyorum. Şimdi kuruluşu sadece milletvekilleriyle yaptınız. Başka isimler olursa, birtakım spekülasyonlar var, ‘‘olabilir’’ falan gibi bir şey okudum. Ne derece doğru bilmiyorum. Ama insan şunu merak ediyor: Yeni Parti’de yeni yüzler olacak mı? Hep bildiğimiz isimler mi olacak? Var mı böyle birtakım... Çünkü Özgür Özel'in bir "sürprizlere hazır olun" lafını da biliyorum ve ilk aklıma gelen de böyle yeni yüzler oldu. Olacak mı, bunlar nasıl bir takvimde hayata geçecek?
Yunus Emre: Ya şüphesiz. Şimdi şöyle, hatırlayacaksınız zaten biz bir Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi kurmuştuk. Orada çok farklı mesleklerden uzmanlar vardı. Yani işte diplomatlar, üniversite hocaları, iktisatçılar, tarım uzmanları, çok farklı mesleklerden insanlar vardı. Türkiye'nin önünü açacak bir kadro vardı. Maalesef bu butlan yönetimi gelince yaptığı ilk işlerden birisi de zaten aday ofisini kapatmak, o binaları falan da elimizden almak olmuştu. Şimdi tabii ki Ruşen abi, bunlar olacak. Önümüzdeki döneme ilişkin böyle hazırlıklar var. Bizi de bu konuda yönlendiren temel konulardan birisi de zaten toplumun böyle bir talebi de var. Dikkat edersen partinin adı zaten Yeni Parti ve toplum yeni insanları da görmek istiyor ve tabii siyasette şunu da tecrübe ettik ki yeni insanlar, yeni toplum kesimlerine açılabilmenin yollarından da birisi. Daha önce sizin belki sözünüzü duyuramadığınız toplum kesimlerine yeni insanlar üzerinden sözünüzü duyurmanızın da imkanı var. Burada temel mesele şu: Partiyi biz gerçekten aktif yurttaşlık ilkesi temelinde kuruyoruz. Yani bu çok temel bir konu. Niye bunu söylüyorum? Yani belki şöyle bir beklenti var: Hani parti genel merkezinde yeni birtakım starlar olsun. Bunlar olacak kardeşim. Ama yani siyaset Türkiye gibi bir ülkede özellikle yerelle çok tanımlı ve gerçekten bizim temel arzumuz bütün illerde, ilçelerde oranın ekonomik aktivitelerinin içerisinde olan, meslek kuruluşlarının içerisinde olan, belki bu zamana kadar siyasete katılmamış olsa da Türkiye'ye hizmet etmek için toplumsal görev anlayışıyla siyaset yapmak isteyen insanları biz siyasete katacağız. Yani topluma bunun taahhütünde bulunuyoruz. O nedenle yani öyle bir tane iki tane vitrine konulacak insan değil; yepyeni genç insanlarla teşkilatlanan ve toplumun karşısına böyle çıkan bir parti inşa edeceğiz. Sen geçmişte özellikle bu Millî Görüş partilerini yakından izlemiş bir kimse olarak bunun önemini bence çok doğru şekilde kavrayacaksın. Yani bir ilçenin, bir ilin içinde etkisi olan, gücü olan, topluma bizim mesajlarımızı ulaştırma imkânı olan yeni insanları katmak çok önem taşıyor. Yani sadece biz merkezde efendim birkaç flaş isim koyarak bir vitrin yaparak... Hep siyasette vardır ya böyle vitrine birtakım insanlar konulur toplumun karşısına, sonra yeri, zamanı geldiğinde başka vitrin süsleri gibi başka insanlarla onlar değiştirilir. Bizim amacımız bununla sınırlı değil. Bunlar olacaktır tabii. Partinin görünür taraflarında insanlar olacaktır. Ama şimdiye kadar siyasete hiç girmemiş ama o ilde, o ilçede tanınan, sevilen insanlar olsun istiyoruz. Yani bu, siyasetin profesyonel siyasetçiler elinden bir profesyonel uğraş olmaktan çıkartılması, bir toplum hizmeti haline gelmesi, az önce anlattığım yeni, eğitimli, Türkiye'deki toplumsal değişimi temsil eden, ekonomiyi, meslek örgütlerini temsil eden, işçileri temsil eden, çalışanları temsil eden, KOBİ'leri temsil eden insanların siyasete katılmasıyla mümkün. Yani Ankara'da tamam, siyaseti biz burada izliyoruz. Araştırma raporları geliyor, bunları inceliyoruz. Bunları kendi açımızdan değerlendiriyoruz. Ama bir de Ruşen abi yani harıl harıl yaşanan bir hayat var Anadolu'da. Çok büyük sorunlar var. Çok ciddi meseleler var. O meselelerin, sorunların taşıyıcısı insanların siyasete de girmesi lazım. Ve burada da ilk defa bu Yeni Parti ile birlikte böyle yeni bir katılım arzusu var. Geçmişte insanlar şöyle görüyorlardı: ‘‘Ya siyasetin kapıları bize kapalı. Biz girsek bu parti bürokrasileriyle baş edemeyiz. Efendim, kendimize bir yer bulamayız. Siyaset yoluyla topluma hizmet edemeyiz’’ diye bir endişe duyuyorlardı maalesef. Bugün Yeni Parti ile bunu aşacağız. Yani yepyeni kadrolar oluşturacağız. Bu yepyeni kadroların Anadolu'dan ufak ufak ilçelerden, illerden başlayarak Türkiye siyasetine damga vuracakları bir ortamı yaratacağız.

Ruşen Çakır: Son olarak şunu sormak istiyorum. Şimdi parti kurulmadan önce başlayan birtakım spekülasyonlar var ve hâlâ sürüyor. Sonbahar deniyor, mesela dokunulmazlıkların kaldırılması meselesi. Hatta bugün iktidara yakın bir medyada CHP'nin de bunlara destek vereceği haberleri çıktı. Ya da başka türlü... Malum 19 Mart ve 21 Mayıs'ı yaşamış insanlarsınız ve Yeni Parti’nin önünde siyasi iktidarın yargı üzerinden birtakım yeni saldırıları pekâlâ olabilir. Hazırlıklı mısınız bunlara?
Yunus Emre: Yani şimdi bu sorularla tabii karşılaşıyoruz. Haklı ve doğru sorular olduğunu da biliyorum. Ama yani şunu da ben sorayım size: Daha kötü neler yapabilirler ki yani? Neticede bizim cumhurbaşkanı adayımızı suçsuz yere, günahsız yere cezaevine koydular. 1,5 yıldır yatırıyorlar. Sadece o değil, yüzlerce insanı onunla beraber kapattılar. Partiyi uydurma bir mahkeme kararıyla elimizden aldılar. Ama bizim irademizi elimizden alamadılar. Yarın öbür gün bunlar olabilir ama yani işte bak benden önce başka arkadaşlar vardı, şimdi biz geldik; yarın öbür gün biz olmayız, başka arkadaşlar gelir. Ama bu toplumun değişim arzusunu, Türkiye'de demokrasi talebini yok edemezler. Biraz da şöyle de bir şey oluyor; yani bir yerden sonra da bu fikirlere insanları alıştırmak, bir şekilde belli bir aşamada kendilerince bunu olgunlaştırıp uygulamaya koymak gibi politikaları var. Ama Ruşen abi, şunun bilinmesini istiyorum: Bunun kendilerine de Türkiye'ye de bir faydası yok. Bunu yaptıkça daha güçlü hale gelmiyorlar. Bunu yaptıkça Türkiye'nin sorunlarını çözmüyorlar. Bunu yaptıkça Türkiye'de vatandaşların kendilerine desteğini falan arttırmıyorlar. Bir şekilde kendileri iktidarda kalamayacaklarını gördükleri için bizim iktidara gelmemizi engelleyecek adımların peşinden gidiyorlar. ‘‘E buna karşı şunu yaparlarsa ne yaparsın? Bunu yaparlarsa ne yaparsın?’’ Ya arkadaş, yani karşımdaki adam suç işleyerek, hukuksuz yere adımlar atarak benimle böyle mücadele etmeye baş koyduysa ben de kendi mücadelemi yaparım. Bu biraz şuna benziyor yani: ‘‘Seni öldürürse ne yaparsın?’’ Ne yapayım yani beni öldürürse? Yani şimdi beni öldürmeye hakkı var mı? Buna hakkı yok. Yani öldürmedi şimdiye kadar ama bir dolu hukuksuz işlemi yerine getirdi. Netice itibarıyla bizim bunun karşısında vatandaşlarımıza bu durumu anlatmak, vatandaşlarımızı örgütlemek ve demokrasiyi talep edecek bir demokrasi mücadelesi yapmaktan başka elimizde bir şey yok kardeşim. Ama bunun yapılmasında... Bakın, şunun da görülmesini istiyorum: Genel Başkanımızın bunu nasıl bir özveriyle yaptığını ve toplumun bunu ne kadar doğru kavramış olduğunu ve ne kadar güçlü bir destek verdiğini bilmiyorum görüyorlar mı? Yani netice itibarıyla biz geçmişte de mitingler yapıyorduk ama böylesi görkemli mitingler olmuyordu. Biz geçmişte de esnaf geziyorduk ama bu şekilde bir insan seli ortaya çıkmıyordu. Netice itibarıyla biz bu toplumsal değişim arzusunun taşıyıcısıyız. Esas olan biz değiliz, esas olan millet. Az önce sen başlangıçta söyledin, ben yıllardır partinin içerisindeyim. Ben yıllardır bu hükümet değişsin istiyorum da millet ilk defa büyük bir çoğunlukla bunlar değişsin istiyor. Şimdi burada bunu engellemek üzere türlü hukuksuzluklara başvururlar mı? Başvururlar. Geçmişte de başvurdular. Yarın da başvuracaklardır. Biz de bunların karşısında ne yapılabilir üzerine tabii ki çalışıyoruz, değerlendiriyoruz. Olabildiğince esnek şekilde ilerliyoruz bu bakımdan. Ama en temel cevabımız şu: Bir toplumsal hareket formuna artık Türkiye'deki muhalefeti çevirmiş durumdayız. Bu gerçekleşti ve bunun geri dönüşü yok. Bu toplumsal hareket var olduğu sürece bunun başında bugün biri olur, yarın başka birisi olur; ama Türkiye bu değişimi gerçekleştirdi. O eski kendilerinin kurmuş olduğu statik muhalefet anlayışı, Ankara'dan, Meclis binalarından yapılan siyaset anlayışı, bunun dönemi bitti Türkiye'de ve gerçekten sokakta halkın içerisinde, tabii ki yasalara saygılı olarak, bir suç işlemeden ama toplumsal hoşnutsuzluğu görünür kılarak, türlü demokratik siyaset araçlarını kullanarak bir hareket halinde bir mücadeleyi yürütüyoruz.

Ruşen Çakır: Çok teşekkürler Yunus Emre yayınımıza katıldığın için.
Yunus Emre: Ben teşekkür ederim. Son bir şey söylememe müsaade eder misiniz?

Ruşen Çakır: Tabii.
Yunus Emre: Ben de Medyascope YouTube kanalının iyi bir izleyicisi olduğumu düşünüyorum. Bütün izleyenleri de Medyascope başta olmak üzere bağımsız gazeteciliği desteklemeye davet ediyorum. Türkiye'nin tabii ki demokratik siyasete ihtiyacı var ama demokratik siyasetin yaşayabilmesi de halkın doğru bilgiye erişmesiyle mümkün. O yüzden gayretlerinizi hem tebrik ediyorum hem de bütün vatandaşlarımızdan bu türden kuruluşları desteklemelerini ben de rica ediyorum.

Ruşen Çakır: Çok teşekkürler tekrar. Evet, Yeni Parti Genel Sekreteri İstanbul Milletvekili Yunus Emre ile Genel Sekreter seçildikten sonraki ilk röportajı yapmış olduk. Kendisine çok teşekkürler. Sizlere de bizi izlediğiniz için teşekkürler, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
01.08.2026 Demirtaş olmadan olmaz
31.07.2026 Hoca'nın parti siyasetine vedası |
30.07.2026 Sinem Dedetaş'ın suçu ne?
29.07.2026 Öcalan Kürtlere ihanet mi ediyor?
28.07.2026 Transatlantik: Çözüm süreci bölgeyi nasıl etkiler? | ABD-Suudi Arabistan nükleer anlaşması
28.07.2026 Örgüt, Öcalan'ın devletle vardığı mutabakata uyacak mı?
27.07.2026 YENİ Parti’nin yol haritası: Genel Sekreter Yunus Emre anlattı
26.07.2026 Süreç karşıtlarına acı haber: Engeller teker teker aşılıyor
26.07.2026 Remzi Kartal anlatıyor: Sürgündeki Kürt siyasetçiler dönüş hazırlığında
25.07.2026 YENİ Parti üzerine ilk gözlem ve düşünceler
01.08.2026 Demirtaş olmadan olmaz
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı