Remzi Kartal anlatıyor: Sürgündeki Kürt siyasetçiler dönüş hazırlığında

26.07.2026 medyascope.tv

26 Temmuz 2026’da medyascope.tv'de yaptığımız söyleşiyi yayına Tania Taşçıoğlu Baykal hazırladı

Ruşen Çakır: Merhaba, iyi günler. Çözüm sürecinde çok kritik dönemeçlerden geçiyoruz ve sanki işler yolunda gidiyor gibi. Bu sürecin en önemli ayağı Kandil. Kandil'deki örgüt militanları ve yöneticilerin ne olacağı meselesi var, cezaevleri var, ama bir de Avrupa ağırlıklı Batı var. Çünkü Kürt hareketinin özellikle Avrupa'da çok güçlü kurumları, kişileri var ve bunların içerisinde çok sayıda eski milletvekili, parti yöneticisi ve belediye başkanları var. Önümüzdeki günlerde, söz konusu olan çerçeve yasayla birlikte buralarda bir hareketlenme olacak ve gözler Türkiye'ye çevrilecek. Özellikle Avrupa'yı, Batı'yı tam da bu işin göbeğindeki bir isimle, Remzi Kartal'la konuşacağız. Remzi Bey, merhaba.
Remzi Kartal: Merhaba.

Ruşen Çakır: Sizinle 2025 Aralık ayında bir yayın https://medyascope.tv/2025/12/13/remzi-kartal-ile-soylesi-kurt-siyasetciler-ne-dusunuyor-video/ yaptık, çok da ilgi gördü. Sadece sizin cenahtan değil, onun dışında da çok ilgi gördüğünü tepkilerden biliyorum. Siz yıllardır bu hareketin içerisinde çok önemli yerlerde bulundunuz. Türkiye'de siyaset yaptınız, vekillik yaptınız ama uzun bir süredir Avrupa'dasınız ve Avrupa'daki bu hareketin en önemli isimlerinden birisiniz.  Ben geçenlerde “Önce sürgündeki Kürt siyasetçiler dönecek” başlığıyla bir yayın https://medyascope.tv/2026/07/23/once-surgundeki-kurt-siyasetciler-donecek-rusen-cakir-video/ yaptım. Kimse yalanlamadı, ama doğrulamadı da. Hakikaten böyle mi? Bavullar hazırlanıyor mu?
Remzi Kartal: Her şeyden önce, yasal çerçevenin netleşmesi, bununla ilgili adımların atılması gerekiyor. Şu âna kadar da yasal çerçevenin ve içeriğinin ne olduğu ile ilgili bize yansıyan bir şey yok. Ama burada hareketimiz açısından belirleyici olan, Önder Apo'yla yürütülen mutabakattır. Bir mutabakat olduğu anlaşılıyor. Ama tabii Türkiye kamuoyunun, siyasetçinin, herkesin bu konuda bilmesi gereken, bu süreçte bizim için Önder Apo'nun çağrısının önemi. Bu, Önder Apo'nun öncülük ettiği, yürüttüğü bir süreç. Bu açıdan da yurt dışından, aynı şekilde ülkeden, dağdan dönüşlerin zamanlaması ve sırası geldiğinde, Önder Apo'nun çağrısı beklenecek. Yurt dışından da bir dönüş olması gündemde. Bunu daha önce de Önder Apo bir görüşmede dile getirmişti. Ama şimdi, bu dönüşün kapsamı, nasıl olacağı, kaç kişinin geleceği, hareketimize yönelik atılması gereken adımlar konusunda süreci koordine eden Önder Apo'nun çağrısını bekleyeceğiz. Bu çerçevede bir çağrının gelmesi hâlinde onun gereği yapılacaktır.

Ruşen Çakır: Benim bildiğim kadarıyla, önümüzdeki hafta başında yasa Meclis’te komisyonlara giriyor. Siz milletvekilliği de yaptığınız için bilirsiniz; hafta bitmeden, hızla yasanın genel kurula getirilmesi düşünülüyor. Bu bağlamda da anladığım kadarıyla galiba aşama aşama birtakım şeyler olacak. Özellikle Avrupa'da bulunan sürgündeki siyasetçilerin durumu, silahlı bir eylem söz konusu olmadığı, genellikle örgüt propagandası olarak değerlendirildiği ve örgüt de feshedilmiş olduğu için, o suçlamalar sanki otomatik olarak kalkacak. Şunu söylemeye çalışıyorum: Avrupa'daki eski belediye başkanı, milletvekili, parti yöneticisi gibi isimlerin dönmesi en kolayı gibi görünüyor, yanılıyor muyum?
Remzi Kartal: Yanılmıyorsunuz, doğrudur. Yeni süreç açısından atılabilecek ilk adımlardan bir tanesi, Avrupa'dan gelmesi gereken siyasetçilerdir. Ama benim görüşüm, Avrupa'dan da önce, kamuoyunun, halkımızın, herkesin süreçle ilgili beklentisi, Önder Apo'nun süreç konusunda daha aktif, süreci koordine eden, bu yönüyle rolünü oynayabilen bir pozisyonda olmasıdır. Bununla ilgili olarak da cezaevlerinin boşalmasıdır. Mesela Avrupa'dan gelişten önce nereden yola başlamak lazım diye sorarsanız, cezaevinde tutuklu olan insanlar var; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi'nin kararları çerçevesinde, bir an önce bırakılması gereken kişiler var. Bu çıkacak yasanın neyi öngörmesi gerekiyor? PKK ile ilgili örgütsel bağ, üyelik, yardım yataklık yapma, yani bir biçimde PKK ile ilgili çalışmalardan dolayı ceza almış, bu temelde cezaevinde bulunan cezaların, PKK'nin feshedilmesi nedeniyle otomatik olarak düşmüş olması gerekiyor. Aynı şekilde devam eden mahkemelerde de davaların düşmesi gerekiyor. Ceza alanlar cezaevindeler, yürüyen mahkemelerin sorumluların bir kısmı Avrupa'da, yurt dışında. Onun için, yürüyen süreçle ilgili olarak, cezaevlerinden insanların bırakılması konusunda hükümet, özellikle AK Parti, irade ve sorumluluk üstlenmeli, cezaevlerinin kapıları açılmalı. PKK ile ilgili ceza alan milletvekilleri var, belediye başkanları var, aynı şekilde, örgüt üyeliğinden ceza almış içeride binlerce insan var. Atılacak adımlarla bunu destekleyecek, yurt dışından geleceklerin birbirini tamamlaması, süreç açısından en etkili, en doğru olan yaklaşım olacaktır.

Ruşen Çakır: Remzi Bey, kaç kişiden bahsediyoruz? Biliyorum, Avrupa'da bu hareket çok güçlü. Kürtler arasında, hatta Kürt olmayan kesimlerde de etkisi olduğunu biliyorum. Ama daha çok siyasetçi olarak, adını az çok bildiğimiz belediye başkanı, parti yöneticisi, milletvekili derken, yüzlerce kişiden mi bahsediyoruz? Hatta çok daha fazla bir sayıdan mı bahsediyoruz?
Remzi Kartal: Çok daha fazla. Çünkü mesele sadece milletvekilliği, belediye başkanlığı, parti yöneticiliği değil. Siyasetçi, akademisyen, şahsiyet, aydın olmak üzere birçok insan, kendisiyle ilgili yürüyen mahkemelerden, açılan davalardan dolayı yurt dışına çıkmak zorunda kalmış. Kimse keyfiyle, tercihiyle veyahut da isteyerek çıkmamış, mecburen, zindana girmemek için, bu temelde kendisini korumak amacıyla dışarı çıkmış. Onun için çok büyük bir sayı var. Ama şu anda dönüşler için şöyle bir çerçeveyi esas alsak daha gerçekçi olur diye düşünüyorum. İlk adımda daha önce cezalarla ilgili bitmiş mahkemelerin sonucu veyahut devam etmekte olan davalarla ilgili, Türkiye'ye gidişi sorunlu olan, yani yasal sorunu olan insanların geri dönüşü daha etkili ve anlamlı olacaktır. Amaç, Türkiye'de şu anda yasaklarla ilgili yasaların değiştirilmesi, çıkan yasanın bu anlamda karşılık bulması, kendisiyle ilgili yürüyen dava, mahkeme, ceza, yasak olan insanların dönmesi. Bu temelde çok sayıda insanın dönüş imkânlarının oluşması halinde döneceğini düşünüyorum.

Ruşen Çakır: Siz yıllardır Batı'dasınız, kimileri yakın zamanda gitti ama kimileri 10-15 yıldır orada ve orada hayat kurdular, çocukları var, belki okullara gidiyor. Yani yerleşmiş, statü sahibi olmuş kişiler var, belki vatandaşlık da almış olanlar var.  12 Eylül sonrasında da gelme imkânı olmuştu hatırlarsınız, 12 Eylül'de kaçanların bir kısmı daha sonra olay normalleşince kesin dönüş yaptı, bir kısmı öylesine uğrayıp tekrar geri döndü. Konuştuğumuz konuda, özellikle Kürt siyasetçiler bağlamında baktığımız zaman, herkes dönmek istiyor mu hakikaten, yoksa bir kısmı artık hayatını Batı'da sürdürmeyi mi düşünüyor?
Remzi Kartal: Sizin söylediğiniz çerçevede olan insanlar var. Yani buraya artık gelmiş, yerleşmiş, iş güç, çoluk çocuk okuyor, sistem oluşturmuş, ama bunlar az sayıda. Esas, siyasi sebeplerle gelmek zorunda olan insanların büyük çoğunluğunun döneceğini düşünüyorum. Çünkü gerçekten bu süreç siyasi ve toplumsal anlamda çok tarihi bir süreç. Türkiye toplumu açısından Türkü, Kürdü, farklı kimlikler, halklar, herkes açısından büyük heyecan, yeniden buluşma, tarihsel bir buluşma, demokrasi, barış temelinde bir araya gelme, yeni bir toplumsal inşa sürecinde yer alma, onun heyecanını, onun motivasyonunu hissetme... Sanıyorum buraya gelen insanların büyük çoğunluğu siyasal nedenlerle geldiği için, aynı siyasal, toplumsal gerekçelerle döneceklerdir. Ama az sayıda bir kesim, dediğiniz gibi burada bir düzen kurmuş, çoluk çocuk okuyor, işiyle uğraşıyor, bir sistem oturtmuş. Onlar bile gidip gelebilir. Tekrar Türkiye'ye gelir ama bu süreçte bir biçimde rol alır ve tekrar buradaki sistemlerini sürdürürler. Gidip gelme ihtimali olan insanlar da vardır.

Ruşen Çakır: Peki, siz ne yapmayı düşünüyorsunuz? Kaç yıl oldu siz Türkiye'den ayrılalı?
Remzi Kartal: Biz 94'te çıktık, şu anda 32 yıl oldu.

Ruşen Çakır: Dönecek misiniz?
Remzi Kartal: Tabii ki, elbette. Önder Apo'nun çağrısıyla birlikte, biz bu barış ve demokratik toplum sürecinin inşasında, bu tarihi süreçte yer almanın heyecanını, motivasyonunu en derin bir şekilde hissediyoruz. Bu açıdan benim bildiğim, tanıdığım çok sayıda insan bu heyecan ve motivasyon içerisinde. Bu, tarihsel bir yürüyüştür. Bu açıdan dönüşle ilgili bir sorun yok. Ama yeter ki bu konu Önder Apo'nun koordinatörlüğünde olsun.  Çünkü bu barış ve demokrasi açısından güvencedir. Bugüne kadar biraz ağırdan aldılar, zamana yaydılar, gecikti aslında, daha erken olmalıydı, Türkiye'nin zaman kaybetmeye hakkı yok diyoruz. Barış ve demokrasinin bir an daha acil bir şekilde sürdürülmesi gerekli. Ama sonuçta bir yere geldi, bir adım atıldı, bir kapı açıldı. Şimdi bu kapının ne kadar açıldığını, ne olduğunu anlamaya, görmeye çalışıyoruz. Başkan Apo'nun bu konudaki mesajını bekliyoruz.

Ruşen Çakır: Siz 32 yıldır dışarıdasınız. Öncesi ve sonrası yaşanmışlıklar var. Bu süre bütün taraflar için çok sert geçti. Şu anda Türkiye'nin bu defteri kapatma noktasına geldiğine samimi olarak inanıyor musunuz? Çünkü en azından 50 yıllık bir olaydan bahsediyoruz ve herkesin birtakım acıları, yaşanmışlıkları var. En azından güvensizlik vardı. Bunlar aşıldı mı, aşılıyor mu? Nasıl bir ruh halindesiniz? Mesela Avrupa'daki birtakım arkadaşlarınız "İyi, güzel ama, acaba…?" diye birtakım sorular sormuyorlar mı?
Remzi Kartal: Mutlaka soranlar vardır. Mutlaka süreçle ilgili derinlikli bir tartışma yürüten, güvenmek isteyen, ne olup bittiği konusunu, süreci anlamak isteyen insanlar vardır. Bu tek taraflı değil. Bu hem devlet cenahında vardır; devlet siyasetinde, siyasi partilerde, kamuoyunda, ilgili akademisyen, sivil toplum tarafında olduğu gibi, Aynı şekilde Kürt tarafında da, hem halkta hem de siyasi harekette vardır. Bu anlaşılır bir şeydir. Çünkü 100 yıllık çok büyük, çok ağır bir sorun, çok ağır ödenmiş bedeller var. Bu açıdan da bu değişim, dönüşüm konusunda çok derinlikli bir yaklaşım gerekiyor. Bu konuda değişim kolay değil. Hemen bir adım atıldı, bir çerçeve yasa oluştu, ki bu yasa da yeterli değil, bundan sonra birçok yasanın çıkması gerekecek. ‘’Oldu bitti’’ gibi bir yaklaşım gerçekçi değil. Barış, demokrasi ve özgürlük için mücadele gerekiyor. Bugüne kadar gelmesi, bu konuda mücadele edenlerin büyük bedel ödemesiyle oldu. Bundan sonra da geliştirilmesi, büyümesi, gerçek anlamda bir toplumsal barışın ve demokrasinin kurumlaşması için mücadele gerekiyor.
Özellikle bu son süreçte kısa bir zamanı ele alalım, Türkiye medyasında bu soruna karşı olan çevreler var, buna inanmayan çevreler var, olumsuz propaganda yapan çevreler var. Ama bir taraftan da olması için çabalayan, bu konuda sıkıntıları göğüsleyen, göze alan da bir çevre var, sizin de içinde olduğunuz kurum gibi. Bir de bunu tarihsel olarak, 100 yıllık süreç olarak yaşananları alıp getirdiğimizde, kolay bir süreç değil, mücadele gerekiyor. ‘’Her şey oldu, bitti, tamam’’ demek saflıktır, gerçekçi değil.

Ruşen Çakır: Az önce, eleştirenler, engellemeye çalışanlar olduğunu söylediniz. Geçen yayında da sormuştum, özellikle Batı'da, diasporada süreç karşıtı bir Kürt milliyetçi çizgi var. Bir kısmını da şahsen biliyorsunuzdur. Mesela ben yakın bir zamanda Duran Kalkan'la Kandil'de bir röportaj https://medyascope.tv/2026/07/17/medyascope-kandilde-duran-kalkan-rusen-cakira-konustu-bu-surec-batmayacak/ yaptım, çok ilgi gördü ve o çevreler bana demediklerini bırakmadılar. Çünkü Duran Kalkan'ın röportajda söyledikleri, bence Kürt olmayan kamuoyu tarafından da ilgiyle izlendi. Onlara da örgütün süreç konusundaki samimiyeti anlamında mesaj vardı ve bu olayın hakikaten başarıya ulaşma ihtimalini gösteriyordu. Bunun üzerine o çevreler bana epeyce yüklendiler. Sürecin başarısı, özellikle Kürtler içerisindeki süreç karşıtlarını zayıflatır mı yoksa daha da mı kızıştırır?
Remzi Kartal: Duran Kalkan’la yaptığınız program çok önemli ve değerliydi. Dediğiniz gibi, Türkiye kamuoyuna hitap eden, önyargıları kıran, devletin yüzyıllık politikalarıyla Kürt sorunuyla ilgili oluşmuş negatif zihniyeti ve siyaseti aşmayı hedefleyen, bu yönüyle pozitif bir yaklaşım ortaya çıkaran bir programdı, değerliydi. Kürt sorununda hâlâ klasik çözüm modelinde ısrar eden, klasik ulus-devlet çözümü çerçevesinde meseleyi ele alan, -bu konuda neler yapılıp yapılmadığı ayrı bir konu- yaklaşımlar da var. Önder Apo'nun bu tarihi çıkışını, bu temelde de Özgürlük Hareketi yönetiminde yer alan arkadaşların yaklaşımlarını, değerlendirmelerini eleştiriyorlar. Ama tarih doğruyu gösterecektir. Sorun, halkların, ulusların özgürlük sorunudur ama bunun hangi yöntemlerle, hangi çerçevede, hangi stratejilerle, hangi taktiklerle doğru bir çözüme kavuşturulması meselesidir. Burada doğru olan, şu anda yürütülen Önder Apo'nun temsil ettiği stratejik çizgidir. Özgürlük Hareketi de bunu esas alıyor. Bu açıdan, belirli çevrelerin saldırıları bu süreçte büyümeyecektir. Bu hareketin, şu andaki sürecin gelişmesi, bu temelde adımların atılması, hem Kürt hem Türkiye kamuoyunda, hem Ortadoğu’da uluslararası anlamda da güven yaratacak, destek alacaktır. Bu yönüyle de sürece karşıtlık yapan çevreler güçlenmeyecek, giderek daralacak, azalacaklardır. Bu konuda hiçbir şüphemiz yoktur.

Ruşen Çakır: Eylül ayında DEM Parti kongresi olacağı söyleniyor ve yurt dışındaki Kürt siyasetçilerin, sürgündeki siyasetçilerin, yasa çıkar çıkmaz dönmeye başlaması da söz konusu. O zaman mesela bazı bildiğimiz isimlerin partide aktif bir şekilde rol almasına da tanık olacak mıyız? Öyle gözüküyor sanki ama bilemiyorum.
Remzi Kartal: Bizim açımızdan şu anda bir değerlendirme yapmak doğru değil. Biz henüz Avrupa'dayız. Bu yasal adımların atılması, geri dönüşümlerin olması zaman açısından nasıl gelişir bilemiyoruz. Ayrıca, partinin bir siyasi kongresi olacak, bu kongreye katılma imkânı olur mu olmaz mı, bu sorunuzla ilgili bir değerlendirme yapmak için çok erken ve isabetli olmaz. Önümüzdeki süreçte tabii ki her taraftan gelenler, dağdakiler, zindandan çıkanlar, Avrupa'dan gelenler, toplumsal demokratik siyasi mücadele alanına geliyorlar. Toplumsal, demokratik, siyasal mücadelede yer alacaklar ve toplumsal barışı ve demokratikleşmenin inşasında rol oynayacaklar. Ama bu, zaman olarak eylül mü olur, yetişir mi, nasıl olur, bunu önümüzdeki süreç daha açık bir şekilde bize yol gösterecektir. Demokratik yasal adımların atılmasını ve bu temelde müjdenin yükseltilmesini bekliyoruz.

Ruşen Çakır: O zaman şöyle bitirelim: Remzi Kartal'ı Medyascope stüdyosunda en erken ne zaman ağırlayabiliriz?
Remzi Kartal: Doğrusu, biz en erken bir zamanda olmasını istiyoruz. Çünkü dediğim gibi bu süreç biraz uzadı, zamana yayıldı, gecikti, daha erken olmalıydı. O yüzden sorunuzla ilgili olarak, stüdyonuzda en erken bir tarihte olmayı umuyorum, diliyorum diyebilirim ancak. Bu, şahsımla ilgili değil, aynı zamanda sürecin hızlanması, gelişmelerin daha hızlı bir tempoyla olması içindir. Dileğimiz, Türkiye'de barışın, toplumsal demokrasinin hızlı bir şekilde gelişmesi. Bu konuda herkes elinden geleni yapmaya çalışacaktır. Biz de, bize düşen görev, misyon neyse gereğini yerine getireceğiz.

Ruşen Çakır: Çok teşekkürler Remzi Bey, çok sağ olun. Eminim bu yayın da Aralık ayında yaptığımız yayın kadar ilgi görecektir. Çünkü "Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik" gibi bir olay söz konusu.
Remzi Kartal: Doğru, ama henüz kuyruğa gelmiş değiliz. Barış ve demokratik toplum sistemi, demokratik cumhuriyeti inşa mücadelesi bir süreçtir, bir zamandır. Fakat ‘’evet, yüzdük yüzdük, barışın, demokrasinin kapısını açmayı başardık’’ diyebiliriz. Bu doğru. Şu anda çıkacak yasayla bir kapı açılıyor, bu çok önemli. Bu bir son değil, bu, yasal alanda bir başlangıçtır. Kamuoyu, halkımız, basın, bu tempoyla yaklaşırsak, görev ve sorumluluklarımız konusunda da sürece daha doğru bir yaklaşım gösteririz. Sürecin heyecanını, moral motivasyonunu yaşıyoruz. Umarız en kısa zamanda sizinle de yüz yüze bir program yaparız. Bu temelde, sizi ve bütün ekibinizi bu sürece katkılarından dolayı kutluyoruz, başarılar diliyoruz.

Ruşen Çakır: Sağ olun, çok teşekkürler. Remzi Kartal'la sürecin gelişimini ve Avrupa'daki, Batı'daki, sürgündeki Kürt siyasetçilerin dönüp dönmeyeceğini, ne zaman döneceklerini konuştuk. Kendisine çok teşekkür ediyoruz, sizlere de bizi izlediğiniz için teşekkürler, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
01.08.2026 Demirtaş olmadan olmaz
31.07.2026 Hoca'nın parti siyasetine vedası |
30.07.2026 Sinem Dedetaş'ın suçu ne?
29.07.2026 Öcalan Kürtlere ihanet mi ediyor?
28.07.2026 Transatlantik: Çözüm süreci bölgeyi nasıl etkiler? | ABD-Suudi Arabistan nükleer anlaşması
28.07.2026 Örgüt, Öcalan'ın devletle vardığı mutabakata uyacak mı?
27.07.2026 YENİ Parti’nin yol haritası: Genel Sekreter Yunus Emre anlattı
27.07.2026 CHP'nin tükenişi
26.07.2026 Süreç karşıtlarına acı haber: Engeller teker teker aşılıyor
26.07.2026 Remzi Kartal anlatıyor: Sürgündeki Kürt siyasetçiler dönüş hazırlığında
01.08.2026 Demirtaş olmadan olmaz
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı